Yavuz Tellioğlu

Devlet makamlarıyla genel hizmetler, ilk zamanlar- dan beri şöyle düzenlenmişti: On kraldan her biri, kendi payına düşen topraklarda, kendi şehrinde halka hükmedi­ yor, yasaların çoğunu kendisi koyuyor, dilediği kimseyi cezalandırıyor, dilediğini öldürüyordu. Ama kralların birbirleri üzerindeki nüfuzuyla aralarındaki karşılıklı bağlar, Poseidon'un emirlerine göre düzenleniyordu. Krallar, geleneğe uyarak, ilk kralların adanın ortasına, Poseidon tapınağına diktİkleri oreikhalkon'dan sütun üzerine kazılmış yazılara uyarak, "böyle davranıyorlardı. Tek ve çift yıllara sırayla aynı saygıyı göstererek, her beş veya altı yılda bir bu tapınakta toplanıyorlardı. Toplantı­ da hepsini ilgilendiren işleri görüşüyorlar, İçlerinden ya­ saya aykırı davrananlar olursa onu muhakeme ediyorlar­ dı. Karar verecekleri zaman, önce aralarında şöyle ant içiyorlardı: Poseidon tapınağının çevresindeki kutsal yer­ lerde başı boş boğalar vardı. On hükümdür, tek başlarına, tanrıdan diledikleri kurbanı kendilerine yakalattırmasını dua ediyorlar, sonra, ellerine hiç demirden silah almaya- rak sopalar, kementlerle boğaları yakalamaya çıkıyorlar­ dı. Yakaladıkları boğayı sütun�n yanına getiriyorlar, hay­ vanı, üzerindeki yazıları kanıyla sulayacak gibi sütunun üzerinde kesiyorlardı. Sütunun üzeri yasalardan başka, yasalara karşı gelecekler için korkunç lanetlerle doluydu. e KRiTiAS 29 Boğayı adetlerine uygun olarak kurban ettikten sonra, I20 bütün vücudunu kutsallaştırıyorlar, sonra, bir şarap çana- ğını dolduracak, bu çanağa birbirinin adına bir kan pıhtı- sı atıyorlar, kalanını da sütunun her yanını temizledikten sonra ateşe veriyorlardı'?. Bundan sonra çanaktan altın taşları dotdurarak ateşe serpiyorlar, sütunlarda yazılı ya­ salara göre hüküm vereceklerine, bugüne kadar onlara karşı gelmiş
1000Kitap
Reklam
TİMAİOS: Sözlerimi güzelce sona erdirdiğim şu an- 106 da, uzun bir yolculuktan dönmüş gibi, dinlendiğime ne kadar seviniyorum Sokrates! Şimdi tanrıdan, çoktan beri var olduğu halde sözlerimizin yeniden yarattığı tanrıdan, söylediklerimizden doğru olanlarını korumayı emretme- sini, istemeyerek yanlış bir söz söylemişsek, bize gere- b ken cezayı vermesini dilerim. Cezanın hakiısı da yanlış- lık yapanın yanlışını düzeltmek, düzeni yeniden kurmak- tır. İşte ileride, tanrıların doğuşu hakkında geriye kalan sözlerimizin .doğru şeyler olması için tanrıdan bize en mükemmel, en iyi ilacı, bilgiyi bağışlamasını dileriz. Bu dilekten sonra, kararlaştırıldığı gibi, sözü Kritias'a bıra­ kıyorum. KRİTİAS: Pekala, Timaios, kabul ediyorum, yalnız başlarken ben de senin gibi davranacağım. Büyük bir c konu üzerinde konuşacağın için hoşgörü dilemiştin. Ben de hoşgörü diliyorum. Hem, sözünü edeceğim meselele- ri gözönünde tutarak, bu hoşgörüye Timaios'tan daha fazla hakkım olduğunu iddia ediyorum. Sizden oldukça 107 iddialı, biraz da saygısızca bir istekte bulunacağımı bili­ yorum; bununla beraber, bu istekte bulunmalıyım. Han- gi aklıbaşında adam, senin sözlerini iyi söylemediğini ileri sürebilir? Ama benim elimden geldiği kadar ispata çalışacağım şey, size söyleyeceklerimin daha zor bir ko- nu üzerinde konuşacağımdan daha büyük bir hoşgörüye 10 PlATON muhtaç olduğudur. İnsanlara tanrılardan söz ederken on­ ları tatmin etmek, gerçekten biz ölümlülere, ölümlüler- b den söz etmekten daha kolay gibi görünüyor. Çünkü din­ leyenlerin, kendilerine bu kadar yabancı olan meseleler üzerinde görgüsüz ve kara cahil olmaları, bu konuda söz söylemek isteyenlerin işini pek kolaylaştırır; zaten tanrı­ lar hakkındaki bütün bilgimizin de ne olduğu belli. Ama, düşüncemi daha iyi anlamak için, şuna
1000Kitap

Yavuz Tellioğlu

, bir kitap okudu
10/10
·206 syf.·
2024 14. kitabı
Pierre Franckh
7.5/10 · 26bin okunma