Bir insanı öldürdüğün zaman, bir yaşamı çalmış olursun. Karısının elinden bir kocayı, çocuklarından bir babayı çalmış olursun. Yalan söylediğinde birinin gerçeğe ulaşma hakkını çalarsın. Hile yaptığın birini aldattığın zaman doğruluğu, haklılığı çalmış olursun.
Hani bir çikolata atarsınız ağzınıza, damakta bıraktığı lezzeti sever ama bir an önce de yutmak istersiniz. İlk sayfadan itibaren kitap içine çekiyor sizi. Uzun zamandır bu kadar sürükleyici bir kitap okumamıştım. Yazarın dili akıcı. Yoğun betimlemeleri var ama hikayeden koparmıyor. Sırf betimleme yapmak için yapılmamış, betimlemeler okuyucuyu adeta Afgan sokaklarına götürüyor.
Kitapta Amerika’dan ülkelere demokrasi dağıtan kurtarıcı gibi bahsedilmesini, kitabın basılabilmesi için ABD’li editörlerce şart koşulduğunu ummak istiyorum. Yazar kendi vatanını bu kadar objektif değerlendirirken, gerçekten asimile olmuş olabilir mi diye sormadan edemedim kendime.