Yunus emre Pektaş

Yunus emre Pektaş
@Yunusevski
Bu acı hayatın ödülü ölümden başka ne olabilir ki
lisans
77 okur puanı
Kasım 2020 tarihinde katıldı
Elimde bir avuç toprak Yıllar sonra farkında olmak Bir dükkan camından yansıyan kendimin Üstümde bir ağırlık, sert bir koku İnsanların bakışları siperlenmiş Ben ortalıkta bir avuç toprakla Ağlasam mı diyorum Ama tam şimdi bu yalnız kalabalıkta Biri sorar mı ne bu hal ne bu koku Gülsem mi diyorum Kimseye ihtiyacım yokmuş gibi Kimi kandırmak istiyorum İlk zamanlarda ki gibi kendimi Koşuyorum ardından dar sokaklarda Elimde toprak peşimde yağmur Bulutlara bağırıyorum Şimdi vakti değil, Duruyorum sonra bir kendime Bakıyorum bir de toprağa Elimde eriyor toprak Ben de istiyorum.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Ruhunda ıssız toprakların arzusu Yeşermek için bekler vakitsizce Saçlarındaki çiçeklerden ister Yalnızlığını paylaşmak için ben Gözlerinden anlarım seni Dilin bocalarken olur olmadık Bürünmüş sanarsın bu bekleyiş Demir almaz bilirsin ömründen Oysa her gecenin vardır, bir Parlayan yıldızı uzaklardan, el değmemiş İnan isterim bir tek O yıldızın gölgesinde yeşermiş sevdaya.
Kuşların sesini duyarım Özgürce yaşamak isterken Masallardan bilirim en çok Ketum ruhların cimriliğini Birine aşık, genç delikanlı olur bazen Hastalanmış kızına derman arayan kral Vermeye can attıkları özgürlüğü kıskanırım Dile benden ne dilersen diyen birini ararım Hür olmak istiyorum demek için Dünyaya ibret Bir ay kadar, bir kuş kadar, bir masal kadar Bileklerimde ki izler gelir aklıma Olduğum yerden Hayal kurduğumu fark edince Sigara ister canım bitmesini istemediğim Çığlıklara alışmış kulağım Duysun isterim bir kuş sesini hatta bir kırlangıç Duvara bakarım,ne suratlar görmüş duvara Ayna isterdim bir tane de Hatırlamak için güneşi gören gözlerimi Ne çok severdim koşmayı dar sokaklarda Maviyle yıkanmak isterdim Rutubet kokusu sinmişken üstüme Sakallarıma dokunuyorum, koparırcasına Aklıma geliyor kuşlar Ağlamak istiyorum.
Bir marş söylerim içimden. Yalnızların komutanıyım ben Rütbemi sokak kaldırımdan aldım Emirler yağdırdım çamurlu ellere Çöp kutusuna terfi verdim geçenlerde kimsesizler aşçısı yaptım, eder kabul Seve seve. Yalın ayak, yırtık kenarlı kazak üniformaların en kutsalı Şart koştum erlere, olacak gözler keskin kimse sormayacak birbirine kimin neyin nesisin dualar sitem dolu, isyanla karışık Kadere sövmek beş vakit günde talim vakti gelir sabah güneşten önce yirmili yaşlarda emekli edilir o kadar yaşanırsa bile Ben büyük bir komutanım yalnızlar komutanı Askerlerim sonsuz, her yerde Tanrı gülümser bize Elbet Tanrıya bir gün biz de
Tanımak isterdim seni başka bir hayatta Olduğum bedenden de farklı hatta Duyguların kapısında beklemez izinsiz bile girerdim, küstahça. Eski bir dost olarak kalmana izin vermezdim. Somurtkan biri de olmazdım yanında Felsefeyi severdim, yine degişmezdi bu. Senin ise gülüşün sabit... Tanrıya kızgınım hatta dargın Bir gün olurda, evren başkalaşırsa Güneşe bakmak verirse keyif Seni hatırlarım tozlu sayfalardan Sen de beni hatırla,