Elimde bir avuç toprak
Yıllar sonra farkında olmak
Bir dükkan camından yansıyan kendimin
Üstümde bir ağırlık, sert bir koku
İnsanların bakışları siperlenmiş
Ben ortalıkta bir avuç toprakla
Ağlasam mı diyorum
Ama tam şimdi bu yalnız kalabalıkta
Biri sorar mı ne bu hal ne bu koku
Gülsem mi diyorum
Kimseye ihtiyacım yokmuş gibi
Kimi kandırmak istiyorum
İlk zamanlarda ki gibi kendimi
Koşuyorum ardından dar sokaklarda
Elimde toprak peşimde yağmur
Bulutlara bağırıyorum
Şimdi vakti değil,
Duruyorum sonra bir kendime
Bakıyorum bir de toprağa
Elimde eriyor toprak
Ben de istiyorum.
Ruhunda ıssız toprakların arzusu
Yeşermek için bekler vakitsizce
Saçlarındaki çiçeklerden ister
Yalnızlığını paylaşmak için ben
Gözlerinden anlarım seni
Dilin bocalarken olur olmadık
Bürünmüş sanarsın bu bekleyiş
Demir almaz bilirsin ömründen
Oysa her gecenin vardır, bir
Parlayan yıldızı uzaklardan, el değmemiş
İnan isterim bir tek
O yıldızın gölgesinde yeşermiş sevdaya.
Kuşların sesini duyarım
Özgürce yaşamak isterken
Masallardan bilirim en çok
Ketum ruhların cimriliğini
Birine aşık, genç delikanlı olur bazen
Hastalanmış kızına derman arayan kral
Vermeye can attıkları özgürlüğü kıskanırım
Dile benden ne dilersen diyen birini ararım
Hür olmak istiyorum demek için
Dünyaya ibret
Bir ay kadar, bir kuş kadar, bir masal kadar
Bileklerimde ki izler gelir aklıma
Olduğum yerden
Hayal kurduğumu fark edince
Sigara ister canım bitmesini istemediğim
Çığlıklara alışmış kulağım
Duysun isterim bir kuş sesini hatta bir kırlangıç
Duvara bakarım,ne suratlar görmüş duvara
Ayna isterdim bir tane de
Hatırlamak için güneşi gören gözlerimi
Ne çok severdim koşmayı dar sokaklarda
Maviyle yıkanmak isterdim
Rutubet kokusu sinmişken üstüme
Sakallarıma dokunuyorum, koparırcasına
Aklıma geliyor kuşlar
Ağlamak istiyorum.
Bir marş söylerim içimden.
Yalnızların komutanıyım ben
Rütbemi sokak kaldırımdan aldım
Emirler yağdırdım çamurlu ellere
Çöp kutusuna terfi verdim geçenlerde
kimsesizler aşçısı yaptım, eder kabul
Seve seve.
Yalın ayak, yırtık kenarlı kazak
üniformaların en kutsalı
Şart koştum erlere, olacak gözler keskin
kimse sormayacak birbirine
kimin neyin nesisin
dualar sitem dolu, isyanla karışık
Kadere sövmek beş vakit günde
talim vakti gelir sabah güneşten önce
yirmili yaşlarda emekli edilir
o kadar yaşanırsa bile
Ben büyük bir komutanım yalnızlar komutanı
Askerlerim sonsuz, her yerde
Tanrı gülümser bize
Elbet Tanrıya bir gün biz de
Tanımak isterdim seni başka bir hayatta
Olduğum bedenden de farklı hatta
Duyguların kapısında beklemez
izinsiz bile girerdim, küstahça.
Eski bir dost olarak kalmana izin vermezdim.
Somurtkan biri de olmazdım yanında
Felsefeyi severdim, yine degişmezdi bu.
Senin ise gülüşün sabit...
Tanrıya kızgınım hatta dargın
Bir gün olurda, evren başkalaşırsa
Güneşe bakmak verirse keyif
Seni hatırlarım tozlu sayfalardan
Sen de beni hatırla,