İster incinmeden olsun, ister mutluluktan bazı bazı batma isteğine kapıldıgım olur.
Bu sabah (kırda). hava kapalı ve yumuşak. Acı çekiyorum
(hangi nedenle, bildigim yok). Bir intihar düşüncesi doğuyor içime, her türlü hinçtan uzak (hiç kimseye şantaj yapmam söz konusu değil); yavan bir düşünce bu; hiçbir seyi
koparmiyor (hiçbir şeyi "kırmıyor"); bu sabahın rengine
(sessizliğine, bırakılmışlığa) çok uygun.
Bir başka gün, bir gölün kıyısında, yağmur altında vapur bekliyoruz; bu kez de mutluluktan, aynı yokoluş esintisi sarıyor benliğimi. Böylece, bazı bazı, bir mutsuzluk ya da bir sevinçtir bastırır, hiçbir gümbürtü gelmez ardından; pathos diye bir şey kalmamıştır; parçalanmış değil, erimişim; dökülür, akar, tükenirim. Şöyle bir sürtünülen, sınanan, yoklanan düşünce (ayağımızın ucuyla suyu nasıl yoklarsak öyle)
geri gelebilir. Görkemli denilebilecek bir yanı yoktur. Tamıtamina tatlılıktır bu.
Bütün sabah içim o kadar ferahtı, o kadar neşeliydim ki! Ama şimdi yine kara düşünceler geldi, kederliyim; kalbim sızlıyor.
Ah, ne yapacağim, ne olacak benim kaderim? Çok ağır geliyor benim böyle bir bilinmezlikte olmam, bir geleceğimin olmaması, başıma ne geleceğini tahmin edememek. Geriye bakmak da korkutucu. Orada hep acı var, bir hatırayla bile kalbim iki parçaya ayrılıyor. Beni mahveden kötü insanlar yüzünden sonsuza dek ağlayacağım!