Bu ani ayrılık, kusursuz, geleceği öngörülemeyen bu ayrılık bizi, şimdi günlerimizi dolduran, hâlâ bu denli yakın ve bu denli uzak, bu varlığın anısına karşı tepki gösteremeyecek, sarsılmış bir halde bırakıyordu. Gerçekte iki kez acı çekiyorduk - öncelikle kendi acımızı, sonra da burada olmayanların; oğul, eş ya da sevgilinin çektiğini düşündüğümüz acıyı.