Sıradan dağ çiçekleri solup gidecekler ama sonra yeniden açacaklar. Sarısalkımlar bir sonraki haziranda da şimdiki gibi sapsarı olacaklar. Filbahrilerin üzerinde bir aya kadar erguvan renkli yıldızlar belirecek ve yapraklarının yemyeşil gecesi bu yıldızları her yıl bağrına basmayı sürdürecek ama bizler gençliğimize asla geri dönemeyeceğiz.
Ah! Henüz gençken bilin gençliğinizin değerini. Altın kadar değerli olan günlerinizi can sıkıcı insanları dinleyerek, başarı şansı olmayan kişileri geliştirmeye çalışarak ya da hayatınızı cahillere, sıradan ve bayağı kişilere adayarak bol keseden harcamayın.
Sözcükler! Ah, şu sözcükler! Ne korkunç şeylerdi onlar! Ne kadar açık ve net, canlı ve acımasızdılar! Onlardan kurtuluş yoktu ama yine de insanı nasıl ustaca büyülerlerdi! Biçimden yoksun olan şeyleri bile biçim verilebilir bir hale sokabilme ve viyola ya da luth sesi kadar tatlı, sadece kendilerine özgü olan müziği yansıtabilme becerisine sahiptiler. Ah, şu sözcükler! Onlardan daha gerçek olan başka bir şey var mıydı şu dünyada?