"Eflatun diyor ki: 'İnsanlar hakkında tesir icrâ eden iki çeşit aşk vardır. Biri denizin köpüklerinden doğmuş geçici aşktır; ruhta gençliğin serkeşliğiyle galeyan eder. Diğeri bizi gökten inen altın bir zincirle kendine çeker; ne onulmaz yaralar açacak hançeri, ne de oku vardır. Onun güzelliğinin saf şûleler saçan cemâli, ruhlara, hikmetle dolu bir heyecan verir.' "
"20. yüzyılın başlarında dünyadaki bütün Türkler aynı alfabeyi kullanıyordu. Yüzyıllarca Batıda Osmanlı Türkçesi, Doğuda da Çağatay Türkçesi bütün Türklerin ortak yazı dili olmuştu ve Türklerin büyük bölümü konuşma dilleriyle tam olmasa da, yazı dilleriyle anlaşabiliyorlardı. Rusya'da, Rus kökenli nüfustan sonraki en büyük etnik grubu Türkler oluşturuyordu ve Rusya bu grubun gücünden gizli bir korku duyuyordu. Bu sebeple özellikle İlminski ve Khun'un geliştirdikleri projeleri devlet politikası haline getiren Rusya, 'böl-parçala-yönet' anlayışını uygulamaya koyar. Bunun için her Türk boyunun ayrı bir millet olduğu fikri işlenmeye ve buna dair tarihi, kültürel ve bilimsel gerekçeler 'uydurulmaya' başlanır."