Yusuf Tokmak

9/10
·352 syf.··
Beğendi
·
2026 36. kitabı
·
67 günde okudu
·
Okunma: 30 Mayıs 2026 14:29
Berna Moran’ın ilk kez 1972 yılında yayımlanan "Edebiyat Kuramları ve Eleştiri" adlı eseri, Türkiye’de edebi eleştirinin ve kuramsal arka planın akademik bir temele oturmasını sağlayan gerçek bir klasiktir. Karmaşık Batı teorilerini inanılmaz derecede duru, anlaşılır ve organize bir dille aktarması, bu kitabı edebiyat öğrencileri ve araştırmacıları için hâlâ bir numaralı başvuru kaynağı. Berna Moran, yüzyıllar boyunca ortaya atılmış düzinelerce edebi kuramı ve eleştiri yöntemini akıl karışıklığına yer vermeyecek bir formülle sınıflandırır. Sanat olayını meydana getiren dört ana unsuru (Dış Dünya, Sanatçı, Eser, Okur) merkeze alır ve kuramları bu unsurlara olan yakınlıklarına göre ayırır: I. Kısım: Dış Dünyaya Dönük Kuramlar (Yansıtma) Moran, Batı düşüncesinin temeli olan mimesis (taklit/yansıtma) kavramıyla başlar. Platon'un dışlayıcı tavrı: Platon'a göre bu dünya zaten ideaların bir kopyasıdır, sanatçı ise kopyanın kopyasını yaparak bizi hakikatten uzaklaştırır. Aristoteles'in yapıcı tavrı: Aristoteles ise sanatın olanı değil, "olabilir olanı" (tümeli/özü) yansıttığını söyleyerek sanata itibarını iade eder. Modern Dönem: Bölüm, Marksist estetik ve Toplumcu Gerçekçilik akımlarıyla son bulur. Sanatın toplumsal sınıfları ve tarihi gerçekliği yansıtma gücü irdelenir. II. Kısım: Sanatçıya Dönük Kuramlar (Anlatımcılık) 1 yüzyıl Romantizmi ile birlikte ayna yerini "lambaya" bırakır. Sanatçı artık dış dünyayı yansıtan pasif bir varlık değil, içindeki ışığı (duyguyu) dışarı saçan bir yaratıcıdır. Moran burada sadece Romantikleri değil, yazarın bilinçaltını deşen Psikanalitik Eleştiri yöntemini de derinlemesine inceler. III. Kısım: Esere Dönük Kuramlar (Biçimcilik ve Metin Merkezli Eleştiri) Berna Moran’ın kendi eleştiri pratiğinde de en çok ağırlık verdiği ve değer bulduğu
Edebiyat Kuramları ve EleştiriBerna Moran · İletişim Yayınevi · 20211,161 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi·152 syf.··
2026 17. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 09 Mart 2026 00:52
London bu romanda, modern insanın zihninin derinliklerinde uyuyan "ilkel benliği" uyandırır. Kitabın iskeletini Darwin’in "Ortak Ata" ve "Doğal Seçilim" kavramları oluşturur. Anlatıcı, rüyalarında "Büyük Diş" adındaki uzak atasının hayatını yaşarken, aslında Darwin’in biyolojik olarak kanıtladığı o meşakkatli evrimsel merdiveni tırmanmaktadır. Darwin’e göre canlılar, hayatta kalma şansını artıran özelliklerini bir sonraki nesle aktarır. London bu bilimsel gerçeği, ana karakterin genetik hafızasındaki korkularla somutlaştırır. Yüksekten düşme hissi veya karanlıktan duyulan dehşet, aslında atalarımızın ağaç dallarında ve mağara ağızlarında verdiği hayatta kalma mücadelesinin modern beynimizdeki yankılarıdır. Bu noktada London, biyolojiyle psikolojiyi birleştirerek, insanın sadece fiziksel değil, ruhsal olarak da evrimleştiğini savunur. Romanın geçtiği dönemde üç farklı insansı türünün (Ağaç İnsanları, Halk ve Ateş İnsanları) aynı anda var olması, Darwin’in "Türlerin Varyasyonu" ilkesine doğrudan bir göndermedir. London burada sosyal Darwinizm’e de göz kırpar: Daha gelişmiş bir teknolojiye (ateş ve silah) sahip olan tür, daha az gelişmiş olanı yok eder. Bu, doğanın "verimlilik" yasasıdır. Ancak yazar, bu süreci kutsamaz; aksine, vahşetin ve yok oluşun yarattığı o çiğ acıyı okuyucuya hissettirir. Karakterler arasında özellikle Kızıl Göz, Darwinci teorideki "uyumsuz" veya "gerici" unsuru temsil eder. O, toplumsal iş birliğine (simbiyoz) yanaşmayan, sadece kaba kuvvete dayalı bir atavizmdir. Kızıl Göz’ün varlığı, evrimin her zaman doğrusal ve "iyi"ye doğru bir ilerleme olmadığını, bazen türün kendi içinde bir engel olarak kalan vahşi kalıntıları da beraberinde taşıdığını gösterir. Sonuç olarak London, Darwin’in soğuk ve bilimsel verilerini, bir mağaranın nemli kokusu ve
Adem'den ÖnceJack London · Can Yayınları · 202526bin okunma
9/10
·848 syf.··
Beğendi
·
2026 7. kitabı
·
215 günde okudu
·
Okunma: 24 Ocak 2026 12:01
Yüzmeyi sever misiniz? Denizleri seyretmeyi… Denizde yaşayan canlılardan hangilerini tanıyorsunuz? Peki bu canlılar sizce zeki mi daha doğrusu, bütün canlılar zeki mi? Frank Schätzing’in Sürü adlı romanı tam da bu sorularla okurun zihnini meşgul eden, dev bir film izliyormuş hissi veren sarsıcı bir kitap. Roman, dünyanın farklı bölgelerinde denizlerde meydana gelen açıklanamayan olaylarla başlar. Balinalar saldırganlaşır, denizanaları kıyıları istila eder, okyanus adeta insanlığa karşı bir tepki vermeye başlar. Denizler hakkında ne biliyoruz, ne bilmiyoruz? İnsan, okyanusların derinliklerine gerçekten ne kadar hâkim? Schätzing, bu bilinmezliği bilimsel verilerle harmanlayarak okurun karşısına çıkarır ve denizlerin sandığımızdan çok daha karmaşık, hatta bilinçli olabileceği fikrini ustalıkla işler. Kitap boyunca denizde yaşayan canlılara bakış açımız sorgulanır. Onları yalnızca içgüdüleriyle hareket eden varlıklar olarak mı görmeliyiz, yoksa kendilerine özgü bir zekâları mı var? Sürü, bu soruyu daha da genişleterek tüm canlıların zekâ kavramını yeniden düşünmemizi ister. İnsan kendini doğanın zirvesinde konumlandırırken, aslında ne kadar savunmasız olduğunu fark eder. Anlatım gücü ve detay zenginliğiyle roman, okura gerçekten dev bütçeli bir film izliyormuş hissi verir. Bilim insanları, politikacılar ve askerler aracılığıyla küresel bir perspektif sunulurken gerilim giderek artar. Evet, kitap hacimli ve yer yer ağır ilerleyebilir; ancak sunduğu fikirler ve yarattığı atmosfer bu emeğe fazlasıyla değerdir. Sonuç olarak Sürü, denizlere farklı bir gözle bakmanıza neden olacak, “insan mı güçlü, yoksa doğa mı?” sorusunu uzun süre zihninizde tutacak etkileyici bir romandır. Denizi seven, yüzmeyi seven ya da sadece dalgaların altında neler olabileceğini merak eden herkes
SürüFrank Schatzing · Pegasus Yayınları · 2015787 okunma
7/10
·512 syf.··
2025 36. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 29 Mayıs 2025 00:10
Çöküş ve Yükseliş – Leigh Bardugo Grisha üçlemesinin son kitabı olan Çöküş ve Yükseliş, heyecan dolu bir sona hazırlanıyor. İlk iki kitapta başlayan mücadele, bu kitapta iyice derinleşiyor. Alina artık sadece kendi hayatı için değil, tüm bir ülkenin kaderi için savaşmak zorunda. Kitap boyunca Alina hem karanlıkla hem de içindeki sorularla yüzleşiyor. Doğru kararlar vermek, sevdiği insanları korumak ve gücünü kontrol etmek gibi zor seçimlerle karşı karşıya kalıyor. Eski dostluklar sınanıyor, yeni sürprizler ortaya çıkıyor. Leigh Bardugo, sade ama etkileyici bir dille, okuyucuyu sayfa sayfa sona doğru çekiyor. Hikâye hem duygusal hem de aksiyon dolu bir şekilde ilerliyor.
Çöküş ve YükselişLeigh Bardugo · Martı Yayınları · 20214,799 okunma
8/10
·336 syf.··
2025 35. kitabı
·
48 günde okudu
·
Okunma: 22 Mayıs 2025 07:38
Türk’ün Ateşle İmtihanı, Halide Edib Adıvar’ın Kurtuluş Savaşı sürecindeki gözlemlerini ve yaşadıklarını anlattığı anı türünde bir eserdir. Halide Edib, İstanbul’un işgali, Anadolu’ya geçiş süreci, halkın durumu, cephe deneyimleri ve Mustafa Kemal Atatürk ile olan ilişkilerini detaylı bir şekilde anlatır. Eserin önemli bir kısmı, yazarın kendi içsel hesaplaşmaları, milliyetçilik duygusunun gelişimi ve kadın bir aydın olarak savaş ortamında nasıl yer aldığı üzerinedir.
Türk'ün Ateşle İmtihanıHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 20243,748 okunma