Güdülerimizi yani hayvani yönümüzü inkar ediyoruz. Kendimizi, tümüyle savunmasız bırakacak kadar yüceltiyoruz. Olgulara kanıtlarla değil, önyargı, beklenti ve geleneklerle yaklaşıyoruz. Yani canlılığımızı bastırıyor, benliğimizi hiçe sayıyor, vicdanımızı tersyüz ediyoruz. Dolayısıyla kültürümüz sahte. Yalanlarla yaşıyoruz. Elimizdeki en büyük değer, düşmanlık. Başkalarının mahvına çalıştığımız ölçüde kendimizi değerli sanıyoruz. Hasma her türlü kötülük reva. Bu durumda yapabileceğimiz en mukaddes iş kalleşliktir.
Belki en büyük tehlike, etrafımızdaki hırs, aptallık ve iki yüzlülüğün bizde de bulunmasıdır? Kendi iyiliğimize yürekten inanırırken, hazırdaki yamuk şablonları kullanıyor ve yürürlükteki dandik prosedürlere uyuyoruz.