Bugun de kadınları görme biçimi temelde değişmemiştir. Kadınlar erkeklerden çok değişik bir biçimde gosterilir- dişinin erkekten başka olmasından gelen bir şey değildir bu- "ideal " seyircinin her zaman erkek olarak kabul edilmesinden, kadın imgesinin erkeğin gururunu okşamak amacıyla düzenlenmesindendir.
Avrupa nü sanatında ressamlar ve seyirci - sahipler erkekti, nesne olarak işlenen kişilerse çoğunlukla kadın. Bu ters ilişki kültürümüze öylesine sinmışti ki bugun bile sayısız kadının bilincine biçim vermektedir. Kadınlar kendilerine karşı, erkeklerin onlara karşı davrandığı biçimde davranmaktadırlar. Erkeklerin onların karşılarında yaptıklarını yapıp kendi disiliklerini seyretmektedirler.
Erkekler davrandıkları gibi kadınlarsa göründükleri gibidir. Erkekler kadınları seyrederler, kadınlarsa seyredilişlerini seyrederler. Bu durum yalnız erkekle kadın arasındaki ilişkiyi değil, kadınların kendileriyle ilişkisini de belirler. Kadının içindeki gözlemci erkek, gözlenen kadındır. Böylece kadın kendisini bir nesneye-özellikle görsel bir nesneye- seyirlik bir şeye dönüstürmüş olur.