Benim gülüme... Zaman geçer… İnsan geçer… Dünyada her şey geçer; zaman öyle bir zaman olur ki sevda da zamana ayak uyduramaz. Gönül sevdada geçer, gönülle yar geçer. Çok değil, sadece birazcık mevsim geçer, sıcak gelir, kış gelir; bahar geçer… Taşın yanında ağır olduğunu, ateşin ancak düştüğü yeri yaktığını yeni öğrendim. Aşkta ateş mi demektir, hani her düştüğü gönlü yakar ya… Mevsimlerden gözyaşı değil henüz, mevsim aşk mevsimi. Ey Sevdamın gül hatunu, beşinci mevsimin sensin, sen sadece sen değilsin, bensin; bendensin, benimsin.
İnsanların derdi ile dertlenmek tek gıdamdı. Geçmişte boşluğa düştüğüm
demlerde insanlara kendimi ve kapimi kapamıştım. Ancak şimdi her şey farklıydı. Onlar için doldum taştı. Diyar diyar dolaşıp bal yapmak için çiçek çiçek beslendim şimdi paylaşmak zamanıydı.
Laik bilimin, çoğu geleneksel dine karşı en azından büyük bir avantajı var:kendi gölgesinden korkmuyor ve ilkesel olarak hatalarını ve kör noktalarını kabul etmekten kaçınmıyor.Yüce gücün vahiy yoluyla bildirdiği mutlak bir gerçeğe inanıyorsanız, herhangi bir hatayı kabul etmeniz mümkün olmaz çünkü tüm anlatı boşa çıkar…Durmadan imkansızı vadetmek, aşırı özgüven sahibi dogmatik ideolojilere özgüdür.Liderleri,sanki kanun koyarak, tapınak inşa ederek ya da bir bölgeyi ele geçirerek tek görkemli hareketle tüm dünyayı kurtarabilecekmiş gibi durduk yere “sonsuzluk, namus, günahlardan arınma “ hakkında konuşurlar.