Jack London’ın bu kitabı, doğa, insanın sınırları ve hayatta kalma içgüdüsü üzerine yazılmış birbirinden bağımsız kısa hikayelerden oluşuyor.Konular genellikle insanın doğayla mücadelesi, zor koşullardaki direnci,hayvan-insan ilişkisi ve yalnızlık gibi temalara işliyor.Betimlemeleri güçlü,özellikle doğa sahnelerini sinema sahnesi gibi gözünüzde canlandırabiliyorsunuz.Ancak ben kısa kısa hikaye şeklinde olmasını çok sevmedim.Hikayelerin sayısı bana fazla geldi ve bir noktadan sonra birbirine karışmaya başladı.Karakterler var ama onların gelişimini takip edemiyorsunuz.Bu kısa hikayeler yüzünden sürekli yeni hikaye,yeni karakter ve olayla karşılaşmak,okuma akışımı böldü.Yine de jack london’ın yazı stili son derece akıcı.Kısa ve keskin cümleleri var.Kitabın en güçlü yönlerinden biri atmosfer yaratımı.Örneğin adada mahsur kalan adamın hikayesi ve oradaki yaratım beni çok içine çekti.Yine de benim gibi uzun soluklu hikaye akışını seven okurlar için kısa kısa hikayeler yorucu ve dağınık gelebilir.