“Kınamamalı, insan bazen kendinde usanır.”
“Ölü bir kuş uçmayı hatırlamamı öğütledi bana”
“Gözyaşı, ağlamak ve dualar çaresizliğin metaforudur.”
youtu.be/KxQ7DNWrwwc?si=...
“Yeryüzünde yaşayanların varlığını da inkâr ediyorum. Aslına bakarsanız, yaşayanların varlığı diye bir şey var mı acaba? Bir mevhumdan öte bir şey mi? Bir avuç gölge. Korkunç bir karabasan ya da bir esrarkeşin gördüğü dehşet verici bir kabus sonucunda oluşan bir avuç gölge. Ta başından beri bir vehim, bir aldatmacadan başka bir şey değiliz biz. Şimdi de bir avuç mevhum ve karmakarışık düşüncelerden öte bir şey değiliz.”
Kim getirdi sana haberini? Hayır, yanılıyorsun, ruh da ölür. Bunlar hep varsayım. Maddi güçleri fazla olan, daha çok kalır, sonra yavaş yavaş ölür. Beden olmadan yaşamak mümkün mü hiç? Yerde, gökte ne varsa hepsi gelip geçici, fani ve yok olmaya mahkûm. Neden sonsuz yaşam umuduna kapılırız ki?
Gözümüz yolda bekliyoruz... Yine yeryüzüne geri dönelim diye bin türlü laflar ederler... Yazık, yazık! Mümkün mü hiç!? Yeryüzünde bir kaçış umudu var. O da ölüm, ölüm! Fakat burada ölüm de yok. Bizler mahkûmuz; duyuyor musun? Kör bir iradeye mahkûmuz.
Ne yazık ki biz de bir zamanlar inanırdık! Ama dünya insanların düşünebildiği kadar sınırlı değil. Sen sanıyor musun ki küçük ve zavallı insanoğlunun yeryüzündeki sefil hayatının, ölümünün ve yaşamının, varlığının veya yokluğunun dünyada bir etkisi olacak?