Bir sabah, kapında birileri. Kim olduklarını bilmiyorsun. Sebep yok, açıklama yok. Sadece gözaltına alındın, deniyor. “Savunma hakkınız var” diyor biri, ama neyden savunacaksın kendini, bilmiyorsun. Sorgu yok. Suçlama yok. Sadece bir dava…Adını bilmediğin, yerini kimsenin bilmediği bir mahkemede. Sistem çalışıyor gibi görünüyor ama slında sadece dönüp duran boş bir çark gibi.
Kafka’nın kurduğu karanlık evren, belki de sadece bir kurgu değildi. Belki de onun yarattığı Josef K.,
bugün hâlâ yaşıyor. Hatta sokakta yürüyen herkes biraz Josef K. Adaletin sesi değil, sessizliği yankılanıyor duvarlarda. Yargılayanlar görünmüyor. Ama gölgeleri her yerde.Suç belli değil. Ama ceza hazır. Ve sen, suçsuz olduğunu bilerek, suçlu gibi yaşamaya zorlanıyorsun. Bu bir roman değil. Bu bir ihtimal değil.Bu bir gerçeklik. Belki de en büyük suçumuz, suçsuz oluşumuzdur. Ve bu yüzden, adaletin sadece varlığına değil, vicdanına da sahip çıkmalıyız. Gerçek ile kurgu arasındaki o ince çizgide yürümek istiyorsanız, Dava sizi bekliyor.