Edanur Alp

Edanur Alp
38 okur puanı
Aralık 2019 tarihinde katıldı

Edanur Alp

, 2024 okuma hedefini ekledi.
Gerçekçi
2024 OKUMA HEDEFİ
3/8 kitap - %38 tamamlandı
3 kitap okudu
8 kitap
559 sayfa
1 inceleme
8 alıntı
Reklam

Edanur Alp

, bir kitap okudu
Puan vermedi·199 syf.·
2024 3. kitabı
Oktay Rifat
7.6/10 · 1.005 okunma
Dün Yusuf Atılgan'ın doğum günüydü. Yusuf Atılgan

Edanur Alp

@Zedu
·
Yusuf Atılgan 100 Yaşında!
27 Haziran 2021, modern Türk klasik yazarlarının önemli isimlerinden Yusuf Atılgan’ın doğumunun 100. yıldönümü. Bugüne özel, henüz birkaç gün önce okuyabildiğim kitabı Aylak Adam hakkında bir şeyler yazmak istedim. Aylak Adam dünya edebiyatından Yabancı ile benzetilir. Her iki kitapta da ana karakter, genel olarak, hayatta hedefleri olmayan, arzuları kalmamış, tamamen akışa kaptırmış giden insanlardan oluşur. Ancak bu iki karakterin arasında önemli farklar vardır. Yabancı’nın Meursault’sunun görünürde gerçekten de hayattan beklediği bir şey kalmamıştı, onun için her şey birdi, arayışta değildi, şikayet etmiyordu. Ancak Aylak Adam yani C. sürekli bir şikayet, hayıflanma ve arayış içindeydi. Halinden memnun değildi. C.’nin bize anlatılan çocukluğunun sağlıksız ve zor şartlar altında geçtiğini görüyoruz. Bir çocuğun görmemesi gereken şeyler görmüş, babasından nefret ederek büyümüş. O da hayatı hep bu ona ilk aşılanan kötü gözlüklerle görmüş ve o gördüklerinden tamamen ayrıştırmaya çalışmış kendini. Öyle ki, çocukluğunda babasının teyzesine şehvetle söylediği ‘’ah şu bacakların var ya’’ sözlerine şahit olduğundan aradan yıllar geçse de bir kadının bacaklarına dokunamamış. "Tokatlardı beni. Nasıl istiyordum bu dayakları bilsen! Onlar beni ‘babayı sevmeme’ azabından kurtarıyordu." Çocukluğundan gelen melankoli ve hayatın çirkin yüzüyle erken tanışıklığının etkisiyle hayata farklı başlayan C.’yi, insanların kendisi gibi olmayışı onları gözünde küçültmeye ve bu küçültüş onlardan daha fazla ayrışmaya itmiş. Aylak Adam, insanların düzenli bir hayat kuruşundan, işlerinin olmasından, değerlere sahip olmalarından, gülüp eğlenebilmelerinden rahatsızdı. Bunları yapabilmeyi sürekli bir çürüme gibi görme eğilimindeydi. Bu insanlar hep taklit halindeydiler, bilinçsizdiler.
Ancak sevdiğimiz şeyler bizimle beraber değişirler ve değiştikleri için de hayatımızın bir zenginliği olarak bizimle beraber yaşarlar.
Önsöz
Fakat canlı hayata, yaşayan ve duyan insana, cansız madde karşısındaki bir mühendis gibi değil, bir kalb adamı olarak yaklaşmayı istedim.
Önsöz
Reklam