O sırada Fugui sabanını sürerek onlara doğru yaklaştı ve şöyle dedi: “İnsanların unutmaması gereken dört kural vardır: Yanlış söz söyleme, yanlış yatakta uyuma, yanlış eşikten girme, elini yanlış cebe atma.”
Sufi bakış açısından ruhsal gelişme, kişinin sınırlı, bireysel perspektifini fark edip yaratılışındaki bütün düzeylerin zenginliğini kavrayarak bunu araştırma isteği duymakla olur. Bilincin dört yönüyle ilgili teknikler vardır: kozmik boyut, içe dönük boyut, aşkın boyut ve yaşarken uyanış. Kozmik boyut, bilincin genişliği ile ilgilidir ve her şeyin bir parçası olma duygusudur. İçe dönme, bilinci etraftaki şeylerden uzaklaştırıp iç dünyayı araştırma ve bir yandan da bütün varlıklar ile bağlantıyı devam ettirmedir. Aşkın boyut, yaşamın ötesini kavramadır. Bu durumda, ikilik duygusu, birleşmiş bir durum olarak aşkınlaşır. Yaşarken uyanış ise, birinin ilahi yaratılışındaki yaratıcılıkla ilişkilidir.
Yoktan var olmamız, bütün evrenin yoktan var olması, var olması imkansız bir şey olarak boşlukta belirip o evrenin içinde yaşamamız. İmkansız hayat. Her an hatırlanması gereken bir şans.
Bu gezegendeki her insan başlı başına bir bağlam ve o bağlamı oluşturan koşulları hiçbir zaman bütünüyle göremeyiz. Hepimiz birer gizemiz; kendimiz için bile. Hayat bize yalnızca bilinen yollarla değil, sayısız farklı yolla da zorbalık edebilir. Kravatı, gülüşü, parıltılı yaşamı ve havalı eğitimiyle gayet şık ve başarılı görünen biri içki içer, kumar oynar, acısını siktir etmeye çalışıp döngüyü kıramazken, uzaklardaki bir babanın haykırdığı aşağılayıcı sözler hala kulaklarında çınlıyordur belki.