Şayet Tanrı Mısırlılara da İskitlere de, tıpkı ezelden beri belli bir enerji seviyesine ulaştıklarında zorunlu olarak ve aynı şekilde her iki ırkın da devamını sağlayan organlar verdiği gibi, geliştikçe haklı ve haksıza dair aynı zorunlu prensipleri fark etmelerini sağlayacak aklı da vermemiş olsaydı, piramitleri ve obeliskleri inşa eden Mısırlı ile kulübe nedir onu bile bilmeyen göçebe İskit nasıl haklı ve haksıza dair aynı temel kavramlara sahip olmuş olabilirdi?