Hangisinde daha büyük bir kıvanç ve hürriyet vardır, bilemiyorum: İstediğin zaman tek başına çıkıp gitmek mi, yoksa uslu uslu, hiç itiraz etmeden kendini celladın ağır ellerine teslim etmek mi?
Düşünsene: Doğurduğun her üç çocuktan biri katil, öbürü kurban, üçüncüsü ise yargıç ve cellat olur. Her gün katilleri öldürürler, her gün de yeni katiller doğar; her gün katiller vicdanı öldürür, vicdan da katilleri idam eder; sonuçta ikisi de varlığını sürdürmektedir: Katiller de vicdan da. Nasıl bir sisin içinde yaşıyoruz böyle! İnsanın yaradılıştan beri ettiği bütün sözleri dinle, konuşanı ne sanırsın: Düpedüz Tanrı'dır bu! İlk doğduğu günden itibaren insanların bütün yaptıklarına bir bak, mide bulantısından isyan edersin: Düpedüz sürüdür bu! İnsan binlerce yıldır kendisiyle boş yere savaşmış durmuş ve ruhunu hâlâ acıdan kurtaramamış; insanın bu esir ruhunun takatsizliği artık dehşet verici, korkunç boyutlara varmış, ama nihai Yargıç hâlâ herkesi geleceğim diyerek oyalıyor... Oysa hiçbir zaman gelmeyecek, bak benden sana söylemesi: Şu yaşamda hep bir başınayız ey insan evladı!
Tanrı ile Şeytan senin şu daracık, kokan hücrende nasıl bir korkunçlukla çürüyüp birbirlerine karışıyorlar! Tanrı dişlerini gırtlağa geçirip kan içen bir kurt! Şeytan ise kulaklarını kambur sırtının üzerine yatırmış bir tavşan! Katlanılır şey değil, sana katılıyorum. Bu durum yaşamı sonu gelmez bir azap ve işkenceye çeviriyor, ruh bir acının içinde kıstırılmış kalıyor.
Ama yaşamımız ne denli rezil olursa, mutsuzluk da o denli artıyor; bunda hemfikir miyiz? Henüz seni sevemedim insan evladı, ama şu sıra bazı geceler senin çektiğin acıları, takatsiz bedenini, kutsal haça teslim ettiğin ruhunu düşünerek kaç kez gözyaşına boğulacak oldum. Kurdun kurt olması, tavşanın tavşan, solucanın da solucan olmasına sözüm yok; bunların ruhu karanlık ve zayıftır, itaatkârdırlar, ama sen insan evladı, sen kendini Tanrı ve Şeytan yerine koymuşsun!
Berbat bir yaşantı bizimki, öyle değil mi? Yeryüzünde insan olarak adlandırdıkları şu küçük üçkâğıtçı olmak ağır ve aşağılayıcı bir durum; kurnaz, açgözlü bir solucan bu, sürünüyor, acele acele çoğalıyor ve yalanlar söyleyerek kellesini kurtarıyor - yalan söylemezse bir süre sonra ölmesi işten değil.