Göçebe
"Öyle bir sihirbazdın ki beni kaybettin.
Biliyorsun,
Ben hangi şehirdeysem,
Yalnızlığın başkenti orası.
Sen aklım ile kalbim arasında kalan,
En güzel çaresizliğimsin.
Özenle katlanmış bir mendil gibisin
Sil beni ne olur kırk yıllık kirim,
Pasım gitsin."
- Cemal Süreya
Hava tüm gün 40 dereceden fazlaydı. İçimden "bu Mersin sıcağı da temmuz ayında daha fena oluyor" derken birden kapı çaldı. Oysa kimseyi beklemiyordum. Kapıyı açtığımdaysa karşımda birisini beklerken bir zarf görmüştüm. Pembe bir zarf. Merakla içini açıp okumaya koyuldum. 3 sayfa mektup vardı içinde. Özensiz bir el yazısı, yanlış imla kuralları derken zor bitirdim mektubu. "Bazen" dedim, "bazen keşke Türkçe öğretmeni olmasaydım. Çünkü konuşurken insanların ne dediğine değil de imla hataları yapıyor mu diye odaklanıyordum son zamanlarda...
Mektubun sonunda küçük bir dudakla yapılmış öpücük izi vardı. Sonra karşıma öğrencilerimin sınav kağıtlarını alıp incelemeye koyuldum. Çünkü bu özensiz mektubu mutlaka bir öğrencim yazmış olmalıydı. Ortalama 25 dakika boyunca inceleme yaptıktan sonra kağıtlar bitince iyice merak ettim bu mektubun sahibini... "Kimden bu mektup, kimden bu mektup..." diye düşünürken yine kapı çaldı. Bu sefer karşımda annem vardı.
Yemeklerimizi yedikten sonra tatlı faslında annem bana "sende bir gariplik var geldiğimden beri içe neye gülüyorsun böyle" diye sorunca ona mektup olayını anlatmaya koyuldum. Mektubu uzun uzun okudu. Ardından kendi odasından kocaman bir kutu getirip içinden bir deste mektup çıkardı. Başta ne yaptığını anlamasam da annemin de bir zamanlar tarih öğretmeni olduğunu hatırlayınca aklı yerine geldi. Eski öğrencilerinin notlarına bakıyordu. Ama annem emekli olalı 20 yıl olmuştu neredeyse. Yani bu mektubu yazanla annemin eski öğrencilerinin ne alakası vardı? Sonra biz notlara bakarken iyice hava kararmıştı. Annem "buldum, buldum Seyit" deyince duraksadım. Oysa sevinmem gerekmiyor muydu?
Evet, yazılar 25 yıl öncesine aitti ama annemin keskin hafızası asla yanılmazdı. Annemin eski öğrencilerinin notlarına ve bana gelen mektuba
Kahroluyorum Mathilda,
Seninleyken sensiz olmak beni kahrediyor.
Sana dokunma fırsatım varken bunu yapamıyor olmak çok daha beteri...
Sahi söylesene bulunduğun soğuk toprak seni ısıtıyor mu?
Isıtıyor mu o soğuk narin ince ellerini?
- ZehrAktaŞ