ZehrAktaŞ

ZehrAktaŞ
@ZehrAktaS
Adım ZehrAktaŞ, Henüz bu platformda yeniyim. Geldim gidiyorum yalan dünyadan diyerek her telden yazdığım yazılarım ile sizlerleyim...
Çocuk gelişimi, okul öncesi, tarih, kültürel mirası koruma, turizm, bilgi yönetimi, bilgisayar işletmenliği.
6 Aralık 1997
5 okur puanı
Mart 2019 tarihinde katıldı
Onsuzluk
Bugün günlerden yağmurlu bir cumaydı. İşten çıkmış otobüste kafamı cama dayayıp "çok eski şarkı" isimli müziği dinliyordum. Sözlerinde "iznin olmadan hala seviyorum seni" geçiyordu. Evet, onun izni olmadan hala onu seviyordum. Onu "kafamda dönüp duran plaklar" gibi çalıp duruyordum adeta... Sanki bedenime tüm esaretiyle nüfuz etmişti de ben bir türlü ondan bana kalan prangaları atamamıştım üzerimden. Sanki ellerimden hala sımsıkı tutuyordu da ben onu uçurumdan itmiş gibi hissediyordum. Oysa onun beni terk edişinin üzerinden iki koca yıl geçmişti. İki büyük koskoca yıl. Yediğim yemekler bile onsuz tatsız geliyordu. En sevdiğim yağmurlu havalar bile artık bana cenaze merasimi gibiydi. Onu özlemiyordum ama onunla olan anılarımı her saat hatırlıyor ve özlüyordum. Artık yüzü aklımdan siliniyordu. Sesi, kokusu, nefesi, elleri, sarılışı... Onu özlemeyi özlüyordum. Onu sevmeyi seviyordum. Onsuz olup ardından ona kavuşmayı... Bu aşk mıydı hiç bilmiyorum ama özlemenin ne demek olduğunu iliklerime kadar o yanımdayken bile yaşıyordum. Onun adı mı? Adı Zehra'ydı. İsmini pek sevmezdi ama ben ona çok yakıştırırdım. Çünkü anlamı "güzel yüzlü, iyi kalpli kadın" demekti. Ve o benim gözümle görüp görebileceğim en güzel kadındı. Zira onu tanıdıktan sonra herkese kör olmuştum. Zehra çok zeki, azimli, çalışkan ve tutuğunu koparan bir kadındı. Yaşı 30'a yakındı ama şu yaşına kadar kimseyi sevmek bile istememişti. Başta bunu duyunca onun çok kendini beğenmiş bir kişiliğe sahip olduğunu düşündüm. Ama sonradan anladım ki bu düşüncesinde çokça haklıymış. Onunla bir Kızılay etkinliğinde tanışmıştım. Çocuklarla deliler gibi eğleniyor ve gülüyordu. Açıkçası onun bu hali beni epeyce şaşırtmıştı. Çünkü o normalde çok ciddi bir kadındı. Ve özellikle erkeklere karşı çok daha ketumdu. Bu yüzden
Kendi Kalemimden
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Bize Bu Yapılır Mıydı?
Günlerden bir ekim sabahıydı. Hava soğuk ve kasvetli... İşe gittim ama her zaman ki sıkıcı ve yorucu insanoğlu ile ilgilenmek çok daha canımı sıkmıştı. Zaten Firuze'de tek satır söylemeden beni terk edip askerden yeni gelmiş yağız delikanlıya kaçmıştı. Canım patlayacak sandım, yanardağlar gibiydim. Ama dışım öyle hüsran, öyle sıkkındı. Sahile doğru koşar adımlarcasına yürüyor yürüyordum. "Ah be Firuze bize bu, daha doğrusu bana bu yapılır mıydı" diye de kendi kendimi yiyordum. Neyse ki o soğukta sahilin kenarındaki banka varmıştım. İçimdeki hüzün sanki beni kemiriyordu. Daha sonra usulca banka oturdum, çok sevdiğim Zeki Müren'den "elbet bir gün buluşacağız" şarkısını mırıldanırken gözlerimden gözyaşı değil de sanki kan damlıyordu. İçimi yakan, içimi burkan... Yine dedim içimden "ah be Firuze bize bu yapılır mıydı? " Daha sonra havanın soğuğunun daha çok bedenimi sardığını hissettim. Paltoma iyice sarıldım. Tıpkı Firuze'nin bir zamanlar bana sarıldığı gibi... Baktım ki hala gözyaşlarım durmuyordu. Ama sanki için içine ağlıyordum. Sonra kalktım o banktan eve doğru usul usul yürüdüm. Bir yandan da hafif hafif yağmur yağıyordu. Herkes birbiri yanına kaçıp sığınırken bense daha yavaş yürümeye, daha çok gözyaşı dökmeye başlamıştım. Sanki sevgim bana bu kadar ağır geliyordu. Sanki ayağıma prangalar takmıştı firuze... Sanki o prangalar benim daha yavaş yürümemin sebebiydi. Ardından bir kafede o genç yağız delikanlı ile benim çocukluk sevdam olan Firuze'yi el ele diz dize gördüm. "ah" dedim. "Gidip şu çocuğu öfkeme yenip öldüreyim" ama sonra baktım ki o güzel gamzeli yüzüyle firuze çocuğa deli divane gibi bakıyordu. Ona gerçekten aşıktı... Sustum, sustum sırf onun hatırına sustum. Zira zaten içimde patlıyordum. Ardından daha fazla bu beni kahreden görüntüye dayanamayıp eve
Kendi Kalemimden
"Toy çağımda bir öğüt vermişti babam, hala küpedir kulağıma. 'Ne zaman' demişti, 'birini tenkide davranacak olsan, hatırdan çıkarma, herkes senin imkanlarında gelmemiştir dünyaya!''
Giriş Cümlesi