Ahmet Kaya dedim; "Söyle..." dedi. İçim paramparça dedim; "Kum gibi..." dedi. Bırakmaz diye düşünmüştüm dedim ; "Nerden bileceksin?..." dedi.
Ona bir söyleyeceğim vardı. Onsuzluk gibi. Ona kendimi anlatmak gibi. Sevda ve dert gibi. “Derdim.. derdim…” gibi. Bir şunu istiyordum. Ona ulaşmayı.
Sayfa 64 - İş bankası kültür yayınları
Reklam
O ne yaparsa yapsın ondan kopamamak... Bazen içimizdeki boşluk duygusu o kadar yoğun ve derindir ki, hayatımıza aldığımız bize iyi geldiğini düşündüğümüz, çocukluğumuzdan parçalar taşıyan kişiyi o boşluğa oturturuz. O gitmesin diye elimizden gelen her şeyi yaparız. Gittiği an hemen dönmesini bekleriz. Bizi hırpalasa da onsuzluk, boşluk duygusundan daha kötü hale gelmeye başlamıştır. Onsuzluğa katlanamayız. Hiçbir şey hissetmemektense veya boşluğun getirdiği o acıyı, ona olan özlemin ağırlığını hissetmektense, bu acıya razı oluruz. Ne yaparsa yapsın affederiz. Peki bu kadar acı çekmeye gerek var mıdır? Sanırım iç meselelerimizi yansıtıp bağımlılık geliştirdiğimiz sağlıksız kişilerden uzaklaşmanın tek yolu içe dönmek. Çözüm dışarıdaki insanda değil, içerideki sende... Ne demiştik, durduğun yerde değersiz bir bütün olarak kalmaktansa, parçalana parçalana gitmenin büyük doğruluğuna inan... Kendine inan ve güven.. Ve en önemlisi kendine olan o saygıyı kaybetme :) geçecek...
Zati bu yanda ne yan var, ne yer. . . önsüzlük içinde ön­ süzlüktür, sonsuzluk içinde sonsuzluk burası.
bir de yalnızlık var, onu da hesaba katmak lazım. ilk başlarda onsuzluk sanıyorsun bunu ama değil, basbayağı yalnızlık işte. aynalarda kendini görmekten sıkılacak kadar yalnızlık, yatağa yattığında kendi kokunu duymaktan öğürecek kadar...
Onsuzluk mu daha ağır,yoksa bu aşkı başlamadan bitirmek mi bilmiyorum.
Sayfa 297Kitabı okudu
Reklam
Çünkü bilirsiniz ki onsuzluk, sizin de bir parça ölümünüzdür. Düpedüz. Evet, ölenlerin ardından yaşadığınızı, ölen ile ölünmediğini herkes bir gün öğrenir. Ama eksilerek, azalarak, sakatlanarak, bir yeri koparak yaşandığını…
-Bir dilek hakkım vardı, S'onsuzluk diledim Olric. -Dilediğiniz gerçek oldu mu efendim? -Hayır Olric ''S'' harfini biraz kısık söylemişim...
-Bir dilek hakkım vardı, S'onsuzluk diledim Olric. -Dilediğiniz gerçek oldu mu efendim? -Hayır Olric ''S'' harfini biraz kısık söylemişim... -OĞUZ ATAY-
*kitapsızlık
bilirsiniz ki onsuzluk, sizin de, en azından bir parça ölümünüzdür.
Reklam
Sonsuzluk olsun dedim Maalesef. S' harfini kısık sesle söylemişim Onsuzluk oldu🥀
O; parayla beslenen, bencil, kıskanç, sinsi ve çok zeki bir yaratıktı sanki. Onun kollarında sonsuz bir huzur bulup her şeyi unutmak mümkün oluyordu. Ona güvenip teslim olmaktan başka şansımız olmuyordu. Onunlayken her şey tozpombe olmuyordu, abartılı bir mutluluk söz konusu değildi, fakat onsuzluk korkunçtu.
Aylar oldu gülüşünü görmedim O benim ruhumdu nasıl özledim Anlat dostum bana ondan bahset Hasret kaldım dinleyeyim Aylar oldu sesini duymadım O bana vurgundu görmezden geldim Anlat dostum Allah'ın aşkı için Bana ondan bahset dinleyeyim Sen bilirsin hala bekler mi Arıyor mu teni ellerimi Tekrar baksam alev gözlerine Beni anlar mı, affeder mi Ne zaman bitti sevdiğimiz şarkı Çal bi daha çal bi daha geldiğim bilsin Onsuzluk yok artık söz verdim kendime Niye hala yok hala yok çağırın gelsin
Onsuzluk cennetteyse kalbim günahlarla dol.
Çok sevdiğiniz, birlikte yaşadığınız, onsuz bir yaşamı düşünemeyeceğiniz ölçüde yaşamınızda yer etmiş kişiler, varlıklar da, sizi bezdirir arada bir; içinizin bir kuytularında onlardan kurtulmak istersiniz. O kişinin, o varlığın ölümünü bile geçirirsiniz usunuzdan, getirirsiniz gözünüzün önüne. Kendinizi ne kadar bağlı duyduğunuzun bir kanıtı değil midir zaten bu çılgınlık? Çılgınca şeyler düşündüğünüzü de bilirsiniz, çünkü bilirsiniz ki onsuzluk, sizin de, en azından bir parça ölümünüzdür. Düpedüz. Evet ölenlerin ardından yaşandığını, ölenle ölünmediğini herkes bir gün öğrenir. Ama eksilerek, azalarak, sakatlanarak, bir yeri koparak yaşandığını....
994 öğeden 1 ile 15 arasındakiler gösteriliyor.