Veda vakti yaklaştıkça üşüyordum. Titriyordum soğuktan. Onsuzluk yaklaştıkça buz kesiliyordu içim..

Özlediğim tek şey turkuaz... özlüyorum... Sonra özlediğim anlar aklıma geldikçe... gökyüzüne bakıp özlemimi çiziyorum... Onsuzluk ifade edilemeyecek kadar zor...

Özlem, bir alıntı ekledi.
06 May 20:56 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Çok sevdiğiniz, birlikte yaşadığınız, onsuz bir yaşamı düşünemeyeceğiniz ölçüde yaşamınızda yer etmiş kişiler, varlıklar da, sizi bezdirir arada bir; içinizin bir kuytularında onlardan kurtulmak istersiniz. O kişinin, o varlığın ölümünü bile geçirirsiniz usunuzdan, getirirsiniz gözünüzün önüne (tepkinin ilkelliği apaçık değil mi?). kendinizi ne kadar bağlı (sözcüğün hemen her anlamında bağlı) duyduğunuzun bir kanıtı değil midir zaten bu çılgınlık? Çılgınca şeyler düşündüğünüzü de bilirsiniz (suçluluk duygularından falan söz etmiyorum) çünkü bilirsiniz ki onsuzluk, sizin de, en azından bir parça 'ölümünüzdür'. Düpedüz. Evet, ölenlerin ardından yaşandığını, ölenle ölünmediğini herkes bir gün öğrenir. Ama eksilerek, azalarak, sakatlanarak, bir yeri koparak yaşandığını...

Ne Kitapsız Ne Kedisiz, Bilge KarasuNe Kitapsız Ne Kedisiz, Bilge Karasu
EYUP TETİK, bir alıntı ekledi.
05 May 20:35

Onsuzluk nasıl bir şey diye sorsalar vereceğim tek cevap
"Gözlerimi açtığımda bile karanlıktayım" olurdu.

İki Söz, Kahraman Tazeoğlu (Sayfa 25)İki Söz, Kahraman Tazeoğlu (Sayfa 25)
9, bir alıntı ekledi.
27 Nis 13:18

Çünkü bilirsiniz ki onsuzluk sizin de, en azından bir parça ölümünüzdür. Düpedüz. Evet, ölenlerin ardından yaşandığını, ölenle ölünmediğini herkes bir gün öğrenir. Ama eksilerek, azalarak, sakatlanarak, bir yeri koparak yaşandığını...

Ne Kitapsız Ne Kedisiz, Bilge Karasu (Sayfa 12)Ne Kitapsız Ne Kedisiz, Bilge Karasu (Sayfa 12)
Kemal Tuncar, bir alıntı ekledi.
19 Nis 23:29

Çok sevdiğiniz, birlikte yaşadığınız, onsuz bir yaşamı düşünemeyeceğiniz ölçüde yaşamınızda yer etmiş kişiler, varlıklar da sizi bezdirir arada bir; içinizin bir kuytularında onlardan kurtulmak istersiniz. O kişinin, o varlığın ölümünü bile geçirirsiniz usunuzdan, getirirsiniz gözünüzün önüne( tepkinin ilkelliğideğil mi?) kendinizi ne kadar bağlı( sözcüğün hemen hemen her anlamıyla bağlı) duyduğunuzun bir kanıtı değil midir zaten bu çılgınlık? Çılgınca şeyler düşündüğünüzü de bilirsiniz ( suçluluk duygularından falan söz etmiyorum) çünkü bilirsiniz ki onsuzluk, sizin de, en azından bir parça ölümünüzdür. Düpedüz. Evet, ölenlerin ardından yaşadığını, ölenle ölünemediğini herkes bir gün öğrenir. Ama eksilerek, azalarak, sakatlanarak, bir yeri koparak yaşadığını....

Ne Kitapsız Ne Kedisiz, Bilge Karasu (Sayfa 12)Ne Kitapsız Ne Kedisiz, Bilge Karasu (Sayfa 12)
Tubalasar, bir alıntı ekledi.
 15 Nis 18:36 · Kitabı okudu · 9/10 puan

Benim adım Feridun ' dan
Bir de yalnızlık var, onu da hesaba katmak lazım. İlk başlarda onsuzluk sanıyorsun bunu ama değil, basbayağı yalnızlık işte. Aynalarda kendini görmekten sıkılacak kadar yalnızlık, yatağa yattığında kendi kokunu duymaktan öğürecek kadar...

Olduğu Kadar Güzeldik, Mahir Ünsal ErişOlduğu Kadar Güzeldik, Mahir Ünsal Eriş

Bir eşi olmalı insanın , bakarken yüreğinin kabardığı, gözlerinden gözlerine yüreğinin aktığı...aşık olduğu bir eşi olmalı!

Sabah gözlerini açtığında, yanında olduğunu görüp, şükürler etmeli Yaradana. Koklamalı saçlarını. Uyuyan eşine şefkatle bakıp, usulca dokunmalı yüzüne, varlığını hissedebilmek için. Parmakları titremeli, incitirim korkusuyla. Sürekli çağlayan bir pınar olmalı gönlü...kramplar girmeli midesine, onsuzluk aklına geldikçe!

Rüzgar onun kokusunu getirmeli, yağmur onun sesini. Elleri yanmalı ellerini tutabilmek için. Akşam onu görecek diye, pırpır etmeli yüreği. Kelebekler gibi olmalı insanın kalbi. Ayakları birbirine dolaşmalı heyecandan, eve dönerken eşi. Beklemek asırlar gibi uzun gelmeli. Gelişi ile sonsuz bir nur dolmalı içine.

Yüzüne baktığında, konuşmadan anlamalı derdini, tasasını, öfkesini, sevincini, coşkusunu...vs. Güven duymalı, herşeyiyle. Başını göğsüne koyup, huzurla uyuyabilmeli, tüm düşüncelerinden arınmış olarak. Babası, abisi, arkadaşı, dostu, sırdaşı, anası, çocuğu olmalı...Şımarabilmeli yanında. Kıskanılmalı zaman zaman da...

Bir eşi olmalı insanın! ! !

Sabah yolcularken işine, içi acımalı, daha yollarken özlemeye başlamalı. Seni şimdiden özledim! ! !

Akşam dönüşünü beklemeli sabırsızlıkla. Gözleri yollarda kalmalı ve kapıyı çalmadan açmalı...aşkla karşılamalı, hasretle sarılmalı boynuna, özlemle koklayıp, öpmeli, yıllarca uzak kalmışcasına! Her günü bir başka güzel olmalı yaşamın, bir başka özel, bir başka soluklanmalı her anında. Verdiği hiç bir şeyin yeterli olmadığını düşünüp, kahrolmalı, daha fazla ne yapabilirim diye düşünmeli. Mutluluk saçmalı etrafına.

Bir eşi olmalı insanın, cennetten köşe almışcasına sevdiği, sakındığı, bakmaya kıyamadığı...Her bir hücresinden aşkın fışkırdığı, çölde okyanusu yaşadığı bir eşi olmalı! !

Nursu G., bir alıntı ekledi.
07 Nis 15:39 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Onsuzluk dediği kendini yok ederek sürdürdüğü “anlamsız” hayatı sezmeye başlamasıdır aslında. Ben yoksam, hayat bana ne verebilir ki?”

Prens Prensesi Sevmedi, Filiz Aygündüz (Sayfa 257)Prens Prensesi Sevmedi, Filiz Aygündüz (Sayfa 257)