10/10
·245 syf.··
2026 23. kitabı
#okudumbitti "Kalplere yapılan yolculuk sonsuzdu;ama beden yok olduğunda geriye onsuzluk kalıyordu." "Ne gariptir ki giderken bavuluna sığanlar, dönüşte ne hikmetse hep taşar." Merhaba kitap dostlarım. Bugün size kollektif bir eserle geldim.Daha önce 21 kadın 21 Öykü ile adından söz ettiren değerli hocam @sudanseyler 'in yeni derlemesi 26 Kadın 26 Öykü ile sizlerleyim. Kitap kadınların farklı yaşantılarını ve bakış açılarını sunuyor bizlere.Bazı öykülerde duygular ön plandayken bazıları düşündürücü ve topluma mesaj veren bir özelliğe sahip. Kadınların içsel yolculukları,hayatta karşılaştıkları zorluklar, yalnızlığı, toplumsal baskılar, aile içi sorumlulukları, yaptıkları yanlış evlilikler,karşılıksız kalan aşkları, özlemleri,bağlılıkları, hayata yeniden başlama cesaretleri, özgürlükleri dile getirilmiş. Her öyküden sonra insan durup düşünüyor, neden hep kadınlar? diye.Kadınları motive edecek birbirinden güzel bu öyküleri çok severek okudum Sizler de okuyabilirsiniz. @sudanseyler Ayşe Nur #kadin #kitap #book #booklover
1000Kitap
26 Kadın 26 ÖyküKolektif · Artshop Yayıncılık · 202615 okunma
4/10
·152 syf.··
2025 14. kitabı
·
32 günde okudu
·
Okunma: 13 Aralık 2025 13:18
Bu kitaba başladığımda şunu hissettim: Hızlı, esprili, hafif ama asla yüzeysel değil. İlk sayfalarda Mark Twain resmen göz kırpıyor okura. Adem’in mesafeli, neredeyse huysuz gözlemleriyle Havva’nın meraklı, bağ kurmaya hevesli dili arasındaki karşıtlık çok keyifli. Başlangıçtaki mizah akıyor; düşünmeden gülümsüyorsun. Adem dünyayı anlamaya, Havva dünyayı sevmeye çalışıyor. Ve bu çatışma, kitabın en güçlü yanı. “Bu yeni yaratık her şeye bir ad vermek istiyor. Bu gereksiz.” Adem’in Güncesi İlk başlarda bu karşıtlık beni gerçekten sardı. Çünkü Twain çok net bir şey yapıyor: Kadın ve erkek klişelerini kullanıyor ama onları küçümsemek için değil, insan doğasını açmak için. Havva’nın ayrıntılara olan ilgisi, Adem’in yalnızlığa düşkünlüğü; bunlar karikatür gibi başlıyor ama zamanla ete kemiğe bürünüyor. Ama sonra… Kitap ilerledikçe tempo düşüyor. Aslında düşen tempo değil; sürpriz duygusu. Bir noktadan sonra şunu fark ettim: Ne olacağını biliyorum. Kim nasıl hissedecek, kim nasıl tepki verecek — tahmin edilebilir hale geliyor. Mizah hâlâ var ama ilk baştaki o canlılık yerini daha düz bir anlatıma bırakıyor. Okurken bırakmadım, evet; ama artık sürüklenmiyordum. Daha çok tamamlamak istiyordum. Bu sıkılma bence kitabın kusuru değil, yapısının sonucu. Çünkü Twain burada bir olay örgüsü değil, bir fikir anlatıyor. Ve fikirler, bir noktadan sonra tekrar eder. Yine de kitap kendini sonlarda toparlıyor. Hatta sessizce yaklaşıp sert vuruyor. Havva’nın ölümü ve Adem’in mezar başındaki sözleri… Orada mizah tamamen çekiliyor. Twain gülmeyi bırakıyor ve şunu söylüyor: “Neredeyse yüz yıl boyunca onunla yaşadım; şimdi onsuzluk dayanılmaz.” Bu cümleyle kitap şuna dönüşüyor: Birlikte yaşamanın değil, birlikte alışmanın hikâyesi. Başta Adem için Havva bir “gürültü”, bir "rahatsızlık" Ama
Öykü
Adem'le Havva'nın Güncesi ve Seçme ÖykülerMark Twain · Yapı Kredi Yayınları · 20227bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
10/10
·416 syf.··
2025 5. kitabı
KIŞ GÜNEŞİ “ Kalbin onu seçti.” “ Kalbim onu sevdi.” ️️️️️ Birinci kitabın finalinden sonra az çok acaba kim vuruldu diye kafayı yormuştum ve öğrendim. Tahmin ettiğim kişi vuruldu ve tam olarak on altı gün komada kaldı. Hepsi teker teker psikolojik olarak dağıldılar. Bir yandan da kenetlendiler. Nil uyandığında ise işler daha çok kızıştı bence. Önce Nil’in odasına giren onu takip eden adam, daha sonra ise Demirle yaşadıkları yüzleşme ağırdı. Bütün bunların içerisinde en çok Arden ve Nil ikilisine sevindim. Onların ilişkileri daha da güzelleşti. Demir neresinden kanıyorsa Esin de aynı yerden kanıyor aslında. Tek fark Esin, Demire göre daha çok güçlü. Özge ve Rüzgar benim favori çiftim. Rüzgarın fedakarlığı paha biçilemez. İkisi birlikte çok güzeller. Bir yer var, Rüzgarın Özge için yapmış olduğu bir şey. O kadar anlamlı ve güzel ki… Berk ve Ekin ikilisi kesinlikle bir şansı daha hak ediyorlar. İlişkileri çok özel ve güzel. Birbirleri için yaratılmış gibiler. Yağız için ne söylemem gerek bilmiyorum. Grubun çocuğu, başrolü. Herkes ona çocuğuymuş gibi davranıyor. En sevdiğim karakter kendisi. Naz’a ilk kitapta çok ayar oluyordum ama ona bayıldım. Karakter olarak da davranışları olarak da iyi birisi ve onların grubunda olmayı sonuna kadar hak ediyor. Bazı yerlerde Nil’in bencilce davrandığını düşündüm. Biliyorum ama gitmeni genede istemiyorum diyebilecek kadar bencil. Kendisi de söylüyor bunu. Çünkü onsuzluk nasıl bilmiyor. Öğrenmek istemiyor. Öğrenilen bir gerçek var ki bunca acı boşuna mıymış dedirtti. Mert zaten bilindiği gibi intikam adı altında kendi çıkarı için belleği istiyor. Burağı düşündükleri bile yok. Öğrendiğim, şaşırdığım bir gerçek kitabın sonunda birbirine dolandı. Sahte miydi her şey dedim bir an. Arden ve Demir’in eskiye dönmelerini okumak çok
1000Kitap
Kış GüneşiZeynep Sey · Athica Yayınları · 2025168 okunma
Puan vermedi·88 syf.··
2025 13. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 27 Şubat 2025 04:17
...Ve bir gün, artık onu terk etmem gerektiğine inanmıştım. Ve çılgınlar gibi kaçmıştım. Gerçekte, ondan kaçıyor da değildim. Neden, niçin kaçtığımı biliyor da değildim. Sanki, neyi bilmiyordum ki?.. Öyle. İnsan her şeyden bir şey öğrenebiliyor, -isterse. Öğrendim ben de: Dönüp ona geliyordum. İşte, ulaşım bir korkunç karmaşaydı ve sanki ilk kez -şu zırt pırt gece yolcusu ben-nasıl da korkuyordum bir kaza olmasından, olacağından, olabileceğinden... Niçin mi? Ona bir söyleyeceğim vardı. Onsuzluk gibi. Ona kendimi anlatmak gibi. Sevda ve dert gibi. "Derdim.. derdim..." gibi. Bir şunu istiyordum: Ona ulaşmayı. O gün, o dönüş yolunda ilk kez tanımıştım yürek kabarmasını...
Necati Tosuner SokağıNecati Tosuner · İş Bankası Kültür Yayınları · 201243 okunma
Puan vermedi·184 syf.·
2024 6. kitabı
Neydi sevdası, hasreti güdüleyen arzu neyi ya da neleri kuşatıyordu? Aslında somut olanını biliyoruz artık, ondan başlayalım. Ahmed Arif şirindeki bütün göz güzellemeleri Leyla Erbil’in gözleri üzerinedir. Hasret de bir aşk sözcüğü olarak ona yönelmiştir. Ela gözlüydü Leyla Erbil. “Suskun”da her parçada yinelenen göz rengidir; ağıyor, yağıyor, doğuyor, al yeşil bahar oluyor”dur. “Ay Karanlık”ta ise ela gözün bazen maviye çalışı vardır; (şairin okuyuşuyla, “a” kısa, “e” uzun) “maviye maviye çalar gözlerin”. “Suskun”, “Ay Karanlık”, “Unutamadığım”, “Yalnız Değiliz”, “Leylim Leylim”, “Sevdan Beni” şiirlerinde Leyla Erbil silueti belirgindir. Kitaba giren şiirlerini 1947-57 yılları arasında yazıyor, kalıcı biçimi buluyorken, hemen her mektupta Leyla Erbil’in de fikrini soruyor, önerisini ya da onayını bekliyor. (Leyla Erbil’in yanıtlarını içeren mektuplar kayıp.) 1957’den sonra da mektup hızı kesiliyor, adeta sönüyor. 1977’de Eski Sevgili çıkana kadar yok mektup, arada biri dışında. Hasreti sevgiliden uzaklığın adı olarak büyüten, hatta onsuz kendini bir hiç, bir yaşamasız sayan “divane” şair edası apaçık. Onsuzluk nasıl bir karanlıktır ki, kurşun sıksan geçmezdir şairin gecesinden. 19 şiirin birkaçı hariç tümünde “hasret”in somut adresi Leyla Erbil görünüyor. Başlangıçta Leyla Erbil ile ortak bir kitap çıkarma fikri de var. Adı da “Suskun” olacaktır. “Sus, kimseler duymasın” diye başlayan şiirde kimi dizelerin Leyla Erbil’den geldiğini imleyen cümleler var. Şiirin doğuşu ilişkilerinin de başlangıcı. Tarihini tam bilemiyoruz, “Benim Lâmbo’da başladığım şiir ne oldu biliyor musun? Hem de birdenbire ve yarı gecede” diyor. “Şimdi elli mısradan çok. Daha bitmedi. Ah, seninle beraberken bitebilir ancak! Elbette ki senin harikulade zevk ve anlayış sansüründen geçecek. Pasajlar
Edebiyat
Hasretinden Prangalar EskittimAhmed Arif · Metis Yayınları · 201748,1bin okunma
Puan vermedi·358 syf.··
2024 13. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 24 Mart 2024 14:52
*Ölüm her an ve her doğrultudan gelebilirdi. Yaşamda yapmak istediklerimiz açısından sınırsız bir zamanımız yoktu.* Herkese merhaba Bugün sizlere M. Çetin Gümüşoğlu Tsunami kitabı ile geldim. Kitap,yazarımızın eşi ile tanışmasını onla olan hayatını anlatmakamtadır. Ona saygı amaçlı yazarak bir anı olarak ele almıştır. Arkadaşlıktan doğan aşk ile hayatlarını birleştiren yazarımız ve eşi Ezgi evlendikten sonra balayına Tayland Phukket adasına giderler. Her şey güzel giderken ta ki 400.000 kişinin vefat ettiği büyük tsunami meydana gelir. Bu tsunami de yazarımız eşi Ezgi'de maalesef hayatını kaybeder. Sonrasında ölümle yüzleşen yazarımız büyük bir içsel yolculuğa çıkar. Okurken sizlerde duygudal manada derinden hisler yaşıyorsunuz. #Alıntılar *21.yy artık insanlar arasında sevgiyi, aşkı,sanatı,sporu, müziği,folkloru öne alabilsek fena mı olurdu?* *Yalnızlık,duvarların loşluğu falan değil,"onsuzluk"içimi acıtıyordu.*
TsunamiM. Çetin Gümüşoğlu · İkinci Adam Yayınları · 20238 okunma