"_Büyük kuraklığın olduğu o yıl, zaman kavrula kavrula küle döndü; gün, yakalamaya çalıştığınızda kor gibi elinize yapışıyordu. Şişe geçirilmiş gibi duran güneş, günler boyunca başınızın üzerinde öyle asılı dururdu_."
Yazarın çocukken bir kuraklık yaşadığını okudum ondan dolayı bu kadar iyi betimlemiş olacak.
Bir umut... dediğimiz şey bu olsa gerek. Varlık için çaba göstermenin en büyük sebeplerinden biri umut biri de şahitlik olabilir mi? Hikayedeki mısır fidesi umut, kör köpek de şahitlik diye düşündüm. İkisinden birinin eksilmesi durumunda yaşlı adamın yaşam süresi daha kısa olur muydu? Köpek olmasa fideyi sıçanlar yerdi ve belki de adamın umudu çoktan tükenirdi, onunla konuşup hayatla ilgili sorularını köpeğe sorması, ona olan sevgisi ve sorumluluğu en az fide kadar hatta ondan daha önemliydi bence, köpekle konuşmadığı iki üç günlük sürede birbirlerini yemeleri gibi olumsuz düşüncelere kapılmıştı bile. Köpeğin varlığı ve adamın varlığını doğrulaması büyük bir güç kaynağıydı. Demem o ki insan başka bir varlığın, varlığına şahitliği ile var olmaya muhtaçtır.
Veya fide olmasa köpekle yalnız başına yine de o köyde kalır mıydı? Fide biraz da vazgeçemediği değerler olabilir mi?