Bu hayatın tekdüzeliğini, hiçbir şey yok edemezdi. Oblomovların kendisi de buna dokunmazdı, çünkü başka bir yaşam şekli hayal edemezlerdi. Hayal etseler de korkuyla vazgeçerlerdi düşünmekten.
Ne başka bir hayat yaşamak isterler ne de başka bir hayatı sevebilirlerdi. Herhangi bir zorunluluktan ötürü günlük hayatlarında meydana gelen değişimler nedeniyle üzülüverirlerdi. Yarın, bugüne benzemeyecekse, yarından sonraki gün ise yarına benzemeyecekse üzülürlerdi.
Başkalarının peşinde koştuğu farklılık, değişim, tesadüfler onlara ne gerekti ki? Bırakalım başkaları bu işlerle uğraşsındı. Oblomovların bunlarla işi olmazdı. Başkaları nasıl isterse öyle yaşasındı.
Rastgele yaşamanın kimi faydalı yanları olsa da aslında böyle bir hayat huzursuzlukta verirdi. Koşuşturmaya, kaygılara, ayak işlerine neden olur, insan oturduğu yerde oturamaz, ya ticaret yapar ya da sürekli kalem oynatırdı. Kısacası, dönüp dururdu insanoğlu. Aman kalsın!