“Bir şeyi gerçekten istediğin zaman, arzunu gerçekleştirmeni sağlamak için bütün evren işbirliği yapar. “
Kitap yolculuk yapma arzusuyla tutuşan Endülüslü bir gencin çoban olmasıyla başlar ve bu çobanlık sırasında iki kere üst üste gördüğü düşün peşinden gitmesi gerektiğine inanmasıyla devam eder. Hayatta herkesin kişisel bir menkıbesi olduğundan bahseder. İnsanlar hayat boyu bir amaç uğruna yaşarlar, çalışırlar, çabalarlar. Mesela çok para kazanmak, evlenmek, çocuk sahibi olmak. Ama ya kişisel menkıbemiz? Yüreğimizin sesi? İşte tam olarak da bundan bahsediyor. Kişisel yolculuğumuzda bir şeyler için çabalarız ama önemli olan o sonucu elde etmek değil bu yolculukta öğrendiğimiz şeyler. Santiago bu yolculukta çobanken koyunlardan öğrenemeyeceği çok şey öğrenir ve kendi kişisel menkıbesini tamamlar. Aslında kitap boyunca çokça pes etmek, koyunlarına geri dönmek, aşık olduğu kadına geri dönmek ister ancak döndüğünde yüreğinin hiçbir zaman susmayacağını ve kişisel menkıbesinin hep onun içinde yankılanacağını bilir. Bu yüzden yüreğinin sesini dinler ve hazineyi aramak için yolculuğuna devam eder. Çünkü yüreği neredeyse hazinesi de oradadır. Hazineyi arama yolunda hiçbir şey bulamasa bile öğrendikleri ona
mutluluğun ne olduğunu öğretir. Herkesin kişisel bir menkıbesi vardır ve bir şeyi gerçekleştirmek istediğimiz zaman bütün evren işbirliği yapar.
Hayatımızın belli bir anında yaşamımızın denetimini elimizden kaçırırız ve bunun sonucu olarak hayatımızın denetimi yazgının eline geçer. Dünyanın en büyük yalanı budur.
Henüz sahip olmadığın bir şeyi vaat ederek gidecek olursan, onu ele geçirme arzusunu yitirirsin.
Mutluluğun gizi dünyanın bütün harikalarını görmektir ama kaşıktaki iki damla yağı unutmadan.
Düşümü gerçekleştirmekten korkuyorum çünkü o zaman yaşamak için bir