Bir arkadaşımın önerisiyle başladım. Aslında kitabın konusuna ilk baktığımda beni heyecanlandırmıştı. Değişik bir konu çünkü. Ama maalesef Beyza Alkoç'un dili bana hitap etmiyor. Benim gözümde anlatım çok basit kalıyor karakterlerin derinliği bana geçmiyor ve sadece iki ana karaktere odaklanıp diğer yan karakterleri yok sayıyor. Yine de okuyorum kafa dağıtmak için sevmediğimi de söyleyemem. Neyse ana konudan uzaklaştım :) Kitap Eylül adında sosyal anksiyeteyle baş eden bir kızın ailesinin zoruyla Kar Küresi adı verilen bir psikolojik merkeze götürülmesiyle başlıyor. Bu merkez, hastalara kısa sürede sağlıklı olmayı vaat ediyor. Psikolojik testler, görüşmeler ve grup etkinlikleriyle hastaların psikolojik rahatsızlıklarını atlatmalarını sağlayan bir merkez aslında. 50 kişinin bulunduğu bir yer ve herkes onarlı guruplara ayrılarak öyle tedavi görüyorlar. Eylül burada kendisi gibi hastalıklarla boğuşan insanlarla tanışıyor ve bunlardan biri de Merih. İlk günden itibaren aralarında bir çekim oluşmaya başlıyor ve hikaye bu şekilde devam ediyor. İlerleyen bölümlerde aslında bu merkezin karanlık yüzü yavaş yavaş ortaya çıkıyor ve biraz daha gerilim ağırlıklı bir kitaba dönüşüyor. Kitap ilk başta çok sardı bir ara koptum yine geldim. Şahsen ben kitabı soluksuz okudum diyemem. Özellikle biraz insanların tepkilerine baktığımda Merih karakterinin ciddi fan kitlesi olduğunu gördüm ama ben bu karakterin romantize edilmemesi gerektiğini düşünüyorum. bundan sonra spoiler
Merihin aslında kızı yıllardır gittiği her yerde gizlice izlediğini öğreniyoruz ki Merih OKB hastası biri yanı aslında kıza takıntılı sürekli olarak sen olmadan yaşayamam,yaşama amacım sensin,sen yoksan niye yaşayayım ki gibi cümleler kuruyor Eylül'e bence rahatsız edici .eylülün yerinde olsam