Konusuna bakınca ilginç bir kitap okuyacağıma dair umutlanmıştım fakat Kar Küresi beni o kadar hayal kırıklığına uğrattı ki. Zira ciddi anlamda sıkıntılar vardı kitapta. Kafama takılan çok şey oldu, muhtemelen hepsini de hatırlayamayacağım ama en belirgin olanlardan bahsetmek istiyorum ve yorumun spoiler içerdiğini belirterek başlıyorum.
Öncelikle karakterlere bakalım. En başından beri Merih ile Eylül'ün ilişkisi ilgimi çekmedi. Okudukça ısınırım belki dedim ama ilerleyen sayfalarda büsbütün ilgimi kaybetti bu ikili. Neden mi? Mesela bir sahnede Eylül, kabusları yüzünden uyuyamadığını söylüyor. Eylül'den hoşlanan Murathan da istersen gece başında bekleyeyim, belki rahat uyursun diyor. Bunu dediği için ne şerefsizliği kalıyor ne ahlaksızlığı. Murathan'ın niyetini bilmiyoruz, aslında yanlış bir hareketini de görmüyoruz ama Murathan'dan nefret ediyoruz çünkü Eylül'e bulunduğu teklif, sapık bir teklif Merih'e göre. Sonra aynı sahnenin ilerleyen kısımlarında Eylül yine kabus görüp uyuyamayınca Merih, başında bekleyeyim mi diyor Eylül'e ve gece Eylül'ün yanında kalıyor. Merih'in teklifi ile Murathan'ın teklifi arasında ne fark var peki? Yok, fark falan yok. Ama Murathan şerefsiz ilan edilirken Merih biricik kahramanımız oluyor.
Sonra Merih'in; Eylül'ü psikologda görüp peşine düşmesi, kızın soyunu sülalesini araştırması, Eylül nereye gitse takip etmesi, evinin karşına geçip Eylül'ün penceresini izlemesi ve Eylül'le ilgilenen herkesi dövmesi bana hiç normal gelmedi kusura bakmayın. Normal de değil zaten, zerre normal değil. Merih, beni takıntılı bir manyak sanma diyor Eylül'e ama öyle değil mi? Mesela bunu yapan Merih değil de Murathan olsa ve Eylül'e, ben seni senelerdir takip ediyorum dese herkes Murathan'ın sapık olduğunu düşünür, ondan korkar falan. Bunu yapan