Zehra

Zehra
@Zehranur1254
Allahu Teala bu kâinatı lütfuyla bize hizmetkâr yaptığı gibi taat ve ibadeti de yine lütfuyla bizlere emrediyor. Ta ki onlarla ebedî saadete mazhar olalım. Çünkü Cenab-ı Hakk'ın insanın ibadetine hiçbir ihtiyacı olmadığı gibi onun isyanından da bir zarar görmemektedir. Her iki hâlde de sadece insanın fayda ve zararı söz konusudur.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Cenab-ı Hak, senin ibadetine, belki hiçbir şeye muhtaç değil. Fakat sen, ibadete muhtaçsın; manen hastasın. İbadet ise manevî yaralara tiryaklar (ilaçlar) hükmündedir... Acaba bir hasta, o hastalık hakkında, şefkatli bir hekimin ona nafi (faydalı) ilaçları içirmek hususunda ettiği ısrara mukabil, hekime dese: Senin ne ihtiyacın var, bana böyle ısrar ediyorsun? Ne kadar manasız olduğunu anlarsın.
İnsan âşık olur... Olur, herkes, istisnasız. Mayada bu var... Evet. Şimdi madem böyle bir kabiliyet var, bu kabiliyeti doğru yönlendirme, terbiye etme, ıslah etmedir mesele. Nef-sine âşık olur, paraya âşık olur, kadına âşık olur, makama ȧşık olur, dünyaya âşık olur... En sık olanları bu sırayla sa-yıyoruz. Olur da olur... Gençliğinde şehvetin, yaşlılığında şöhretin esiri olur. Ama işte insan olmak, aşkı hakiki sahi-bine tevcih etme kabiliyetinin adıdır. Her şeyin sahibi olan-dır sevilmeye layık olan. Aşka layık olan O'dur. İşte bu yola girmek, O'nu tanımaya çalışmak, hakiki sevgiye ulaşmak...