Kör ve dilsiz olmamıza rağmen görmemiz ve konuşmamız gerekir...
Bizim yanlızlığımız, gördüğü şeyi bir atom fırında oluşan yansımalar gibi algılayan, uzaktan kumandayla hisseden, sözcükleri yabancı bir lisan dinler gibi sadece fonetik olarak duyan o karanlık şeyin yalnızlığı. İletişim kurmak artık bizim için hem bir tutku hem de çaresizlik.
Zira zaman, sonsuza dek uzanan bir dizi tuğla gibi düşünemez. İlk ağlayışla son nefes arasında uzanan düz çizgi, cansız bir şeydir. Oysa zamanın iki farklı biçimi vardır.