Âdem ata, kalbinin sesini dinlemeseydi, kalbinden geçeni uygulamasa ve kalbindeki arzuyu giderme gayretine düşmeseydi belki de yasak meyve dalında hâlâ bekliyor olacaktı. Kalbin o günkü mutluluk rüyası, yeryüzüne gelindiğinde tövbelere, pişmanlıklara ve yeniden cennet umutlarına dönünce her şey yeniden başlayacak ve kalp imtihanın tam da merkezi, kulluğun nirengi noktası, ekseni oluverecekti.
Günümün büyük bölümünü, değiştirmek için gücümün olmadığı geçmişteki olaylara üzülerek veya gelecekte belki de hiç olmayacak şeylere kaygılanarak geçiriyormuşum.