Zeynep Elif Altuntaş

Husrev - Ben sanatı hayattan başka bir şey sanıyordum. Hürriyetlerin sonu. Âciz bahtımın ulaşamadığı bir yer. Orası irâdemin bahçesiydi. Orada, oyuncaklariyle oynayan bir çocuk gibi başıboştum. Orada kulluktan çıkıyor gibiydim. Ben ne yaptım ? Bir hududu zorladım. Kendimin dışına çıkmak isterken, kendime rast geldim. Meğer kul olduğumu anlamak için Allahlık taslamalıymışım ! Meğer nasıl yaratıldığımı anlamak için bir adam yaratmaya kalkmalıymışım ! Ben ne yaptım ? En sağlam basamağı ayağımdan kaydırdım. Körlüğü zedeledim. Şimdi görünen şeye nasıl bakayım ? İnsan kaderini bir rüya gibi uykuda bulur. Bu rüyayı uyanık nasıl seyredeyim ? Allahla kalabalık arasında kaldım. Boşlukta nasıl durayım ?
Sayfa 70·Kitabı okudu
Reklam
Hüsrev - Dostuk, o bir maymuncuk o bir hırsız anahtarı. Evimizin kapısını açıyor, ruhumuzun kapısını açıyor ne bulursa yakıp kül ediyor, ne bulursa pazarda satıyor. Beni upuzun tabuta yatıracakları gün, arkamdan gelecek dostlarım değil, kefenimin hırsızlarıdır. Kefen hırsızı yüz para kazanmak için çalar. Fakat dost, hep müdafaasız anında bir kere daha vurmaya muhtaç olduğu için çalacak. Kefenimi dostum çalacak. Bana üç arşınlık patiskayı bile çok görecek.
Sayfa 66·Kitabı okudu
İkinci Perde
Husrev- Ne de kolay ağlıyorsunuz ! Siz bir takım insanlar, ne de kolay ağlıyorsunuz ! Gözyaşlarınız olmasaydı neyle müdafaa edecektiniz kendinizi ? Bir takım insanlar da var ki, ağlamıyorlar. Ağlamak onlara zor geliyor. Bir incir dalına asılmaktan daha zor.
Sayfa 55·Kitabı okudu
BETONLARI KIRAN ORUÇ
“İşte oruç; külü deşer, betonları kırar, eskiyen dünyayı tazeler alışkanlıklar elastikîleştirir, donmalarını önler, içgüdüleri pırıl pırıl yapar, insanı melankoliye düşmekten yani eşyayla ilgiyi kesmekten korur, kâinatı yeniden yaşanmaya değer bir yer haline getirir, insanı yeni doğmuşcasına yaşamaya hevesli, iştahlı bir yeni insan yapar.”
Sayfa 7 - Diriliş Yayınları·Kitabı okuyor
Reklam