Yok olmak isteğiyle kalbim attığı zaman,
Bana: Yaşa der gibi gülen senin yüzündü.
Dizlerim bir batakta yorgun yattığı zaman
Bacaklarıma kuvvet veren senin hızındı.
Yaşaran gözlerimde, güneş battığı zaman
Sıcak bir yuva gibi tüten senin dizindi.
“Hiç, bilenle bilmeyen bir olur mu?”,
“ Hakikat, mü’minin kaybolmuş malıdır. Nerede bulursa alır.“,
“ İlim, Çin’de de olsa, elde etmeye çalışınız.“,
“İlim, kadın, erkek, her Müslümana farzdır.”
Gibi ana ölçüler bu yapıya yönelmektedir İslam toplumunu.
Ceza da prensip, “kısas da hayat vardır “ kutsal ilkesi ve tırnak suçsuz bir kişiyi öldüren bütün insanlığı öldürmüş, dirilten bütün insanlar delirmiş gibidir” ölçüsüdür. Kurallar kesin ve kesindir. Çünkü: toplum böylece ayakta durabilir, kokusup çürümekten kurtulur.
Ancak ,kısasın yanı sıra, karşılıklı veya karşılıksız, ödülünü veya ödünsüz, bağışlama ilkesi de yer almaktadır (af ve fidye). Kısas ,af ve fidye uygulamaları “öğüt veya uzlaşım öğütleri“ nin de katılacağı büyük bir icra orkestrasyonuna sahip olacaktır.
Devletin veya partinin kölesi, mahkûmu veya oyuncağı olmamalıdır kişiler ve aileler. Aile veya kişilerin elinde, gereğinde devlete karşı kendi çaplarında da olsa direnip boykot yapabilecekleri bir ekonomik güç bulunabilmelidir. Komünizm bu gücü yok etmekte, adeta devletin veya onu arkadan veya açıktan yöneten partinin yanılmazlığı ilkesini koymaktadır temeli. Bu bir aldanış veya aldatıştır. Giderek, kişi, devlet veya partinin elinde köle - işçi haline gelir.