Gizem Karadereli

Bu kadının gözlerine hiç ışık değmemiş gibiydi, günün en ışıklı, güneşin en parlak olduğu zaman bile... Bir gün başını ellerimin arasına alıp yüzünü güneşe doğru döndürdüm. Ama gözleri sönmüş iki lamba gibi donuk, fersiz kaldı. Bütün gece uyuma-dım; yanıbaşımda yerde uyuyan kardeşlerimi rahatsız etmemek için hıçkınıklarımı boğarak bir başıma ağladım. Çoğu insan gibi benim de bir sürü kız ve erkek kardeşim vardı. Baharda çoğalan, kışın titreyip tüylerini döken, yazınsa ishal olup zayıflayan, birbiri ardına köşeye büzülüp ölen civcivler gibiydiler.
Sayfa 29 - Metis·Kitabı okudu
Reklam
Sık sık cuma namazına gidip cemaatle oturan hükümdarların resimlerine rastlardım.. Hükümdar süzülmüş gözlerinin arasından büyük bir küçümsemeyle, hakka ermiş gibi bakarak otururdu.. Halkını aldattığı gibi, Allah’ı da aldatmaya çalıştığını görürdüm..
Ne zaman yürümeye çalışsam düşerdim.. sanki arkadan bir güç iterdi de beni, yüzüstü yere kapaklanırdım; ya da sanki önemden bir şey bana abanırdı da, arka üstü yere otururdum.. Beni ezmek isteyen havanın baskısıydı bu, beni derinliklerine çekmek isteyen toprağın çekişi gibiydi.. Hepsinin ortasında da ben vardım, ayağa kalkmak için, ellerimle kollarımla mücadele eden, debelenen ben.. Ama düşer dururdum, uçsuz bucaksız bir denize atılmış, batmaya başladığında suyla, yüzmeye başladığında rüzgarla kamçılanan bir nesne gibi, oradan oraya sürüklenirdim..
Sayfa 28 - Metis·Kitabı okudu
Çömelip yere oturdum.. Aylardan ocaktı ve döşeme çıplaktı, ama ben soğuğu hissetmiyordum.. Uyur gezer gibiydim.. Döşeme soğuktu, ama soğuk bana ulaşmıyordu.. Düşte görülen denizin soğuğu gibiydi.. Onun sularında yüzüyordum.. Çıplaktım ve yüzmeyi bilmiyordum..Fakat ne soğuğu hissediyor, ne de boğuluyordum.. Firdevs’in sesi düşte işitilen seslere benziyordu.. Ses bana yakındı, yine de uzaktan geliyor gibi gibiydi.. Uzaktan konuşuyordu ama yanı başımda gibiydi.. Böyle seslerin nereden geldiğini bilemeyiz: yukarıdan, aşağıdan, sağımızdan, solumuzdan.. Yerin yedi kat altından geldiklerini, tavandan düştüklerini ya da gökyüzünden indiklerini bile sanabiliriz.. Boşlukta hareket eden havanın kulaklarımıza çarpması gibi, bütün yönlerden akıp gelebilir bu sesler..
Sayfa 18 - Metis·Kitabı okudu
Tüm dünyanın ağırlığından daha ağır bir duyguydu bu; toprağın üstünde duracağıma altında bir yerlerde gömülüydüm sanki.. Gökyüzünün rengi değişmiş, toprak gibi kara olmuştu ve olanca ağırlığı üstüme çöküyordu..
Sayfa 16 - Metis·Kitabı okudu
Reklam