Bir gün bir adam çıkageldi, kendisiyle evlenmemi istedi. Reddettim.
Kocamın tekmesinin izi hâlâ tazeydi. Ardından aşk arayan biri geldi, ama onu da reddettim. Eski aşk acısının izleri hâlâ içimde yaşıyordu.
İlkeleri olan devrimciler de aslında diğer insanlardan farklı değildi. Ilkelerini satarak, başka erkeklerin parayla satın aldıklarını onlar kurnazlıkla elde ediyorlardı. Bizim için cinsellik neyse, onlar için de devrim oydu. Kullanılacak bir şeydi.
Gözlerimi kapayıp olayı yeniden yaşamaya çalıştımı Yalnızca
apak iki halkanın çevreledigi kapkara ikı yuvarlak belirdi gözler-min önünde. Ben baktıkça büyüyüp ırileştıler; kara yuvarlak dünya kadar büyüdü, ak halka ise insanın içıne ışleyen, güneş kadar büyk bir kütleye dönüştü. Gözlerim akla karanın içinde, artık yo
gunluklarindan ikisini de algilayamaz hale gelene kadar kaybol.
dular. Gözlerimin önündeki imgeler birbirine karıştı. Annemle ba-bamın, Vafeya ile Fethiye'nin, İkbal ile İbrahim'in yüzlerini birbirinden ayıramıyordum artık. Gözlerimi, sanki kör oluyormuşum gibi panik içinde açtım. Fethiye'nin yüz hatlarını hâlâ görebili-yordum, yeryüzünün karanlığına ya da güneşin parıltılı beyazına karşın orada duruyordu.
"İbrahim'e âşık mısın?" diye sordu.