" Beklemek özünde hem umut hem çaresizlik barındırır. Ölümü bekleyiş ise küflenmiş bir parça et tadındadır. Kadın yıllar süren o ölümcül bekleyiş boyunca, ağzında küf tadıyla, kızını büyütüyor. Büyüyünce onun gibi bir hayatı olmamasını dileyerek. Kız çocuk doğuran tüm kadınların içine kök salan o kadim korku, erkeklerin hakimiyetindeki yeryüzünde kadın olarak doğmanın ve başka bir kadını dogurmanin tekinsizligi içini ürpertiyor. Boşluğun içinde, boşluk eşliğinde, ruyalariyla ve koruyucu dualariyla birlikte büyütüyor kızını. Korkularını boslukla acıtıyor ve yine onunla sagaltiyor. "