Yine çok soğuk, yağmurlu ve sisli bir günde, okunacak en iyi kitaplardan biriyle buradayım.
Çok güzel bir hikaye; hüzünlü, duygusal ve insanın içine işleyen türden.
Beckett ve Ryan, iki yakın dost , ülkelerinden uzak iki asker. Ryan, Beckett’in yalnızlığından kurtulup, insanlarla sağlıklı iletişim kurabilmesi için ona kardeşi Ella ile mektup arkadaşı olmasını teklif eder. Ella, yalnız ve bekar bir anne olup, pek çok şeyle tek başına mücadele eden genç bir kadındır. Ryan, hem kardeşine destek olabilecek, hem de kendisine bir şey olursa onunla ilgilenecek en iyi insan olduğu için Beckett’ten böyle bir şey istemiştir. Ayrıca, arkadaşını kardeşi gibi görüp, onun da iyi bir aileye sahip olmasını içten içe istemektedir.
Duvarları olan bu adam ile kendini çocuklarına adayan Ella arasında mektuplarla başlayan arkadaşlık, fark etmeden derin bir duygusal bağa dönüşür.
Mektupların içine yerleştirilen hüzün, insanı derinden etkilerken, birbirlerini hiç görmeden aralarında gelişen duygular sizi o hayata çeker.
Mektuplar aracılığıyla başlayan duygusal bağların bu kadar güçlü ve derin olabilmesi hem karakterlerin hemde okuyanın kalbini derinden sarsarken yazarın kalemininde nasıl güçlü olduğunu anlamanızı sağlıyor.
Beckett, yakın arkadaşının vasiyeti üzerine Kaos kimliğinden vazgeçip, Ella ve çocuklara göz kulak olmaya söz verir ve bir gün Ella’nın kapısını çalar.
Mektuplarla başlayan ilişkileri, çok farklı bir yere evrilirken, acı, hasret ve özlem duyguları sizi duygusal olarak derinden sarsar.
Kitapla ilgili yazılacak çok şey var ama öyle bir yer var ki, insan o acıyı yaşamak bir yana, okumak bile istemiyor.
Kalbimi bıraktım derler ya, benim için öyle bir hikaye oldu.
İyi şeyler karşına çıktığında onlara sıkıca sarılmalısın. Çünkü kötüler sana bir seçim hakkı vermeyecek.