Zerrin Kılıç

Zerrin Kılıç
@Zerrin_den
Hayat siz planlar yaparken yaşadıklarınızmış
57 okur puanı
Ağustos 2025 tarihinde katıldı
Puan vermedi
Taş - Kağıt -Makas Adam ve Amelia…. Hayatlarını ömürlerinin sonuna kadar birlikte geçirmeye yemin etmiş iki insan. Evlilikleri son dönemde istedikleri gibi gitmediği için bir hafta sonu planı yaparlar. Ya herşey yoluna girecek, yada bir daha eskisi gibi olmayacaktır. Hayat malesef her zaman planlarımıza göre gitmiyor, bu hikaye de bunu tekrar görüyoruz. Adam, senarist. Önce kendi yazdığı senaryolar üzerinden ilerlemeye çalışıyor, olmayınca kitaplardan uyarlamalar yapıyor. Durumdan çok memnun olmasa da tüm vaktini işine adıyor. Ayrıca ciddi bir sağlık sorunu var yüz körü. Evet , bende bu kitapla bu kavramı detaylı öğrenmiş oldum. Bence kitabın tüm kurgusu da bunun üzerinden ilerliyor. Amelia, hayvan barınağında çalışıyor. Tüm hayatı kocasının üzerine kurulu. Yanlız…. Yanlız ve yanlız bir kadın. İkilimiz evlilik yıl dönümlerine yakın bir tarihte İskoçya’ya tatilr gidiyorlar. Karla kaplı fırtınalı bir gecede İskoçya’nın sessiz ve sakin kasabasında bulunan bir Şapale ulaşabiliyorlar. O geceden sonra hayat onlar için eskisi gibi olmuyor. Kitap hızlı ilerliyor. Hikaye ilerledikçe de tam bir ters köşe oluyorsunuz. Kim masum, kim suçlu hepsi karışıyor. Şapelin o soğuk ve kasvetli havası sizi de içine çekiyor. Huzursuz ediyor. Anlatımı bir Amelia, bir Adam gözünden ilerllerken,, bölümler arasında bir de mektuplar var. Asıl odak nokta ise o mektuplar. Geçmiş ve günümüz hayatları güzel bir kurgu ile harmanlanmış. Yazarın kalemi oldukça akıcı olduğu için sizde ne olduğunu anlamadan sonuna geliyorsunuz. En iyi yazarların karakterleriyle hem hiç bir ortak yönü yoktur, hem de tüm yönleri ortaktır. Her hikaye mutlu sonla bitseydi yeniden başlamak için sebebimiz olmazdı.
Taş Kâğıt MakasAlice Feeney · Yabancı Yayınları · 20238,2bin okunma
Reklam
Puan vermedi
Nasıl anlatsam, nerden başlasam bilemedim. O kadar güzel bir kitap ki, sanki bir masal gibi. Ne desem eksik, ne desem yarım kalır. Emek dolu bir yolculuk. Sayfalar ilerledikçe yazarın kalemine ve oluşturduğu kurguya hayranlığınız artıyor. Osmanlı’da Toplapı Sarayında başlayan hikaye, sizi de diyar diyar dolaştırarak tekrar sarayda bitiyor. Bir tarafta saraya ve 17.yy. Osmanlısına, diğer tarafta yemeklere, başka bir yerde ise aşka dair yolculuk var. Baharatların dilinde kaybolarak, yıldızların içinde yolculuğa çıkıyorsunuz. Fısıltılar duyuyorsunuz bazı yerlerde. Tatlar ve kokuların içinde bir masalın ortasında buluyorsunuz kendinizi. “Bir mucize duruyordu karşısında. Yeryüzüne bin yılda bir ya gelir ya gelmez, nadide bir yetenek. Yeryüzünde her aşçının bildiği ama bugüne kadar kimsenin göremediği bir efsane, yaşayan bir mucize! Bir mutlak damağa sahip, cümle tatları en i nce ayrıntısına kadar ayırt edebilen ve yeryüzündeki tüm lezzetlere hükmedebilen, aşçılık zanaatinin kutsanmış ve yeryüzündeki tüm lezzetlerin hükümdarıydı Pir-i Lezzet”
Pir-i LezzetSaygın Ersin · April · 20232,003 okunma
Puan vermedi
Shangguan ailesi ve çevrisinde gelişen dönemin siyasal olaylarını aktarıyor. Kurgusu ve olay örgüsü Çin’in yaklaşık yetmiş yıla yakın tarihine uzanıyor. İşgal, açlık, devrim ve savaşlar arasında hayata tutunmaya çalışan bir anne ve dokuz çocuğunun hayat mücadelesi anlatılıyor. Kadınlar ve onların bedeni üzerinden erkek eğemenliğine dayalı düzeni, savaşın getirdiği yoksulluğu eleştirel bir dille yansıtılıyor. Erkekler savaşın için de kendi güç mücadeleleri ile öne çıkarken, kadınlar doğuruyor, çalışıyor, evlerini geçindirmenin yolunu arayıp bir taraftan da çocuk bakıyorlar. Anne karakteri tüm olumsuzluklara ve çaresizliğine rağmen çocuklarına ve torunlarına bakmaya, sahip çıkmaya çalışıyor. Kitap daki ana karakterler Shangguan ailesi, tüm hikaye anne üzerinden yaşatılıyor. Anne tüm yaşadığı olumsuzluklara rağmen dimdik ayakta kalıp ailesine sahip çıkıyor. Shangguan Live yedi kızdan sonra kocası ve kocasının ailesi yüzünden erkek çocuk istiyor tüm hayatını buna adamış durumda, yazar da hikayeye buradan başlıyor. Sekizinci hamileliğinde ikizleri oluyor, fakat anne ikizlerden kız olanla hiç ilgilenmediği gibi tüm sütünü sadece erkek olana veriyor. Sekiz kız kardeşin arasında tek erkek çocuğu olmasının bütün avantajlarını kullanan Jintons hayatı boyunca büyüyemiyor. İtiraf etmeliyim hem konusu hemde anlatımı nedeniyle oldukça ağır bir kitap. Bazen beni rahatsız eden noktalar olsa da yarım bırakmaya gönlüm razı olmadı. Ben pek sevemedim.
İri Memeler ve Geniş KalçalarMo Yan · Can Yayınları · 20191,029 okunma
Puan vermedi
Tezer Özlü… Birçok yerde kendisiyle ilgili kısa yazılarla karşılaşsam da, yazara ait okuduğum ilk eser bu. Başta yazım dili bana pek uygun gelmese de, sayfalar ilerledikçe yazarla daha çok yakınlaştım. Yazar, yaşadığı hastalık nedeniyle erken yaşta hayata veda etmiş. Kitapta hastane yaşamı ve bir hastanın yaşadığı psikolojiyi o kadar güzel anlatmış ki, okurken etkileniyorsunuz. Bazı yaraları sadece yaşayanlar hisseder. Sürekli kişisel gelişim kitaplarında bizlere “empati, empati” diye vurgulansa da, insan sadece yaşadığı acıyı anlayabilir. Tezer Özlü de hissettiklerini dile getirmeye çalışmış. Çocukluğuna dair anıları, sobalı evleri, babasıyla ilişkisi, annesinin babasıyla olan ilişkisi, kardeşleri, mahallesi, arkadaşlık ilişkileri, İstanbul sokakları ve döneme dair yaşadığı sokaklar, sevgilileri, evlilikleri, istemeden yaşadıkları, hastane ve hastane koridorları… Kısacık kitapta, ona ve hayatına dair birçok duyguyu okuyup, içinden bir türlü atamadığı, nerede olursa olsun hep onunla yaşayan o kaçma isteğine şahit oluyorsunuz. #kitapönerisi
Çocukluğun Soğuk GeceleriTezer Özlü · Yapı Kredi Yayınları · 202520,4bin okunma
Puan vermedi
“Masalları artık değiştirmek lazım dostum; ormanın sultanı aslan değil, tilki olmalı…” İkinci Mahmud dönemi, 1826 yılının sonbaharı… Zindanda bir müderris, aslında bir hırsız. Hayatının otuz yılını zindanda geçirmiş bir aslan, belki…. Kitap, bir soygun ve hırsızlık hikayesi gibi başlasa da, ilerledikçe Osmanlı saray kültürü ile zenginleşiyor. Dili oldukça zengin ve bir o kadar akıcı; sayfaların nasıl tükendiğine inanamıyorsunuz. İlerledikçe olay örgüsü başka bir yöne evrilirken, o dönemin edebiyatı ve tasavvufi göndermeleri ile derinleşiyor. İskender Pala, bir röportajında kitap hazırlık sürecinin yazım aşamasından daha uzun sürdüğünü, öncelikle oluşturmak istediği konuyla ilgili kaynakları okuyup araştırmalar yaptığını söylemişti. Kitabı okuduğunuzda, anlattıklarını çok iyi gözlemleyebiliyorsunuz. Tarihin akışı içinde bir soygun hikayesi yaratarak, olay örgüsünü oluşturmuş ve döneme sadık kalarak, akışı bozmadan bizlere güzel bir eser sunmuş. Karakterler çok zengin. Sadece bir soygun ekibi değil, her biri kendi içinde olayın nedeninin farkında, olup, aynı zamanda içsel motivasyonlarını da yansıtmış. Geçmişleri, mesleklerinde var olma nedenleri, hırsları ve zaaflarıyla kendilerine hikayede yer buluyorlar. Karakterlerin tamamı ile beraber hırs, sadakat, ihanet, güven ve güç kavramlarının anlamlarını tekrar keşfediyorsunuz. Hikayesi olan nesnelerin değeri yüksektir. Bir çakaldan daha korkuncu, kuzu postundaki başka bir çakaldır. Kalbini kinden, aklını endişeden uzak tut, huzur bulursun. #kitap #kitapönerisi
Soygunİskender Pala · Kapı Yayınları · 20261,207 okunma
Reklam