Davranış, insanın yapısında bir asker ve emir eri kabul edilir. Ancak bu asker, komutanından emir almasına ve onun fermanını harfiyen uygulamasına rağmen komutanlık merkezini de kendisiyle beraber gittiği yere götürür. Davranış sergilendikten sonra bu askerin etkisi altında kalarak sonraki emirleri de buna uygun bir şekilde veren yine bu komutandır.
Biz toplumumuzda tutkuyu kaybettik. Yapmayı sevdiğimiz şeyleri yapmıyoruz. Birtakım şeyleri yapmamızın nedeni onları yapmak zorunda olduğumuzu düşünmemiz. Bu mutsuzluğun formülüdür.
"Kanat çırpıp uçuyorlarsa yeryüzüne sığmadıkları için, yüce mertebelere çıkmayı düşünüyorlarsa da manevi makamlara aşık oldukları içindir. Alçak gönüllü olmalarının nedeni çok yücelerde yer sahibi olmalarına, birkaç günlük bu dünyada toprakta yaşamaktan iftihar etmelerine ve bıkkınlık duymamalarına bağlıdır. Gönülleri daima bahar havasında olduğu için yağmur gibi gözyaşı dökerler. Okyanuslarının dalgası dinmiş, gökyüzlerindeki hüzün bulutları da göçüp gitmiştir."
"Biz sine vurduk, onlar sessizce yağdılar.
Dem vurduğumuz şeyi, 'şehadeti' onlar gördüler.
Biz ilk sıraların, safların iddiacısı idik.
Ama şehitleri meclisin sonundan seçtiler."
Kervan göçtü, sen uyuyorsun hala...Önünde koca bir çöl...Ne zaman uyanacak, ne zaman davranacak, yolu kimden soracaksın? Uyan!