Sessizliğin içinde, onu teselli edecek bir söz olmadığını anladım. İçini rahatlatacak hiçbir kelam edilemezdi. Yine de ona söylemek zorunda olduğum bir şey vardı. "Ayağa kalkmak zorundasın." Tek becerebildiğim cümle buydu. "Burada kalamazsın. Ayağa kalkmak zorundasın."
"Ve en kötüsü, ya neyden hoşlandığını hiç bilmiyorsan? Ya hiçbir şey uymuyorsa? O zaman hayatının yarısını bir sonraki adımda ne yapacağını düşünerek geçirirsin. Sonra ne olacak?"
"Bitmiş olan bir şey bitmiştir. Bu kadar basittir. Hayatımızda bir şey sona ererse, bu bizim gelişimimize hizmet eder. Bu yüzden serbest bırakmak, gitmesine izin vermek ve elde etmiş olduğun bu tecrübeyle ileriye doğru bakmak daha iyidir."