Eda

Eda
Le Temps Viendra
Bir Kitaptan Daha Fazlası :)
10/10
·168 syf.··
2023 13. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 27 Temmuz 2023 20:36
#213410116 Bazı insanlar doğuştan böyledir işte, yalnız. Yaşamları boyunca birilerinin yanında üçüncü kişi veya yan karakter olurlar. Diğer insanlar gibi ilişkileri yoktur. Canları sıkıldığında ne oldu diye soran, arayan yoktur. Her an başkalarının telefon seslerini dinlerler, başkalarının yaşadıkları anları. Hayatları boyunca kendilerini bir kalıba sokmaya çalışırlar, birini sevmeye, bir işe ait olmaya, yaşam amacını bulmuş bir insan olmaya. O hariç herkes yaşamanın amacını bulmuş gibidir. Kendilerine mükemmel uyan bir meslek, bir ilişki ve bir ideoloji. Fakat bu insan okyanus dalgalarının dibine yavaş yavaş gömülen bir taş gibidir. Ne yukarı çıkabiliyordur ne de istediği hızda aşağı inebiliyordur. Sonsuzluk gibi görünen bu sürecin içinde tek başına boşlukta süzülüyordur. Diğer insanların hayatlarını inceler ve sanki onlar bunu hiç dert etmiyormuş gibi gözükür. Benim yapamadığım da onların yaptığı ne var der. Hemen hemen hepsinin hayatının aynı olduğunu görür. Madem bunun yolu bu ben de denemeliyim diye bir karar alır ve denemeye başlar. Fakat hiçbirinin kendine uymadığını görür, uyduğunu düşündükleri ise tam tersi onu bırakarak ondan uzaklara gider. Bundan sonra daha da içine kapanır diğer insanlar artık çirkin ve anlamsız gelmeye başlar. İçinde durduramadığı bir kin ve kıskançlık büyür. Hayatından iyice uzaklaşmaya başlar, enerjisi düşer ve güzel şeylere olan beklentisi sıfıra iner. O, adeta bu kaderin içine doğmuştur ve artık inkâr aşamasını geçip kabullenmelidir ama bunun yolu bu mudur? O da bunları hak etmiyor mudur? Eve kapanır, ev yetmez kendi içine kapanır. Kimsenin onu anlamadığını düşünür halbuki onun gibi hisseden ve yaşayan milyonlarca insan vardır. Bu umutsuzluğu ve yalnızlığı üstünden atamaz. Diğerleri çok başarılı ve
İnsan ve Duygular
Artık BüyüdümJami Attenberg · Yabancı Yayınları · 201947 okunma
Reklam
Dikkat ağır duygusallık içerir!
10/10
·448 syf.··
2023 5. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 09 Mart 2023 00:00
Bu yazı kitap hakkında bir yorum değildir. Bu yazı kitabın bana hissettirdiklerinin sadece ufak bir kısmıdır. Kalbim kırık. Kelimenin tam anlamıyla kalbim zaten kırıkken okuduğum bu kitap, kalbimi bin parçaya bölüp ateşe attı ama o ateşi nasıl söndüreceğimi de gösterdi. İyi ki okumuşum, gerçekten o kadar gerçek bir hikayeydi ki. Kendimle bağdaştırdığım, bazı kelimeler sanki gerçekten benim ağzımdan dökülmüş gibi hissettiren o kadar çok konuşma vardı ki, hele o mektup... Mary ve Kate, üstünkörü bildiğim hayat hikayelerinden sonra yaşamlarına böyle derinlemesine inmek çok güzeldi. Hayatımda her zaman bir Mary gibi yanımda olacak birisini istedim çünkü ben her zaman bir Kate’tim ve korkarım ki hala öyleyim. Yazdığı mektup bana o kadar çok şey hatırlattı ki 2 sayfayı okumak çok uzun zamanımı aldı çünkü düşünecek ama değiştiremeyecek çok fazla şeye sahibim. Sahi insan asla alamayacağı bir şeyi istemekten nasıl vazgeçebilir? Adalet diye bir şey yoktur ama insanların arasında bu kadar büyük bir uçurum olması da normal mi? Neden bazı insanlar kalplerinin derininde sakladıkları arzularından mahrum edilerek cezalandırılıyor? Nasıl düzeltilir, bunun bir kırılma noktası var mı? bu sorulara önceden olumlu cevap verebiliyorken artık veremiyorum. Köprü çoktan yıkılmış ve okyanusta kaybolmuş gibi. Bir şey siz istedikçe sizden kaçıyor ve size zarar veriyorsa pes etmek lazım sanırım ama sorun tam da burada yani gerçekler ısrarla inkâr edildiği zaman başlıyor zaten çünkü istediğiniz şey aslında o kadar basit ve olağan bir şey ki vazgeçmek istemiyorsunuz ama hep aynı sonla karşılaşıp her gün kalbinizden bir parça daha gittiğini hissediyorsunuz. Keşke bu kitapta yazan öğütleri uygulayabilsem, geçmişi tamamen arkamda bırakabilsem, korkularımı yenebilsem ve insanlara bu kadar değer
1000Kitap
Kraliçenin RakipleriBrandy Purdy · Martı Yayınları · 202137 okunma
8/10
·520 syf.··
2023 4. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 04 Şubat 2023 20:52
Normalde yorumlamayı düşünmediğim bir kitaptı ama enteresan bir şekilde bu uygulamadan bir kişinin isteğiyle yorumlamaya karar verdim. Genel anlamda okuması kolay bir kitap fakat benim fikrimce 100 150 sayfa kadar uzatılmış bir kitaptı. Jack London, sevdiği yazar ve düşünürlerin fikirlerine çok ayrıntılı değiniyor ve bu bir süre sonra (ilgi duymayanlar için, benim gibi) sıkıcı bir hale geliyor bu yüzden hayatımda ilk defa bir kitabın bazı sayfalarını atlayarak okudum fakat bu kitabı beğendiğim gerçeğini değiştirmez. Kitap, yazarın kendi hayatından esinlenerek yazdığı bir kurgu. Martin genç ve alt tabakaya ait bir denizci, bir gün üst tabakadan birine yardım eder ve bu kişi onu evine davet eder (alt-üst tabaka kavramlarını sevmem kitap bundan ibaret olduğu için başka türlü ifade edemedim.) Martin bu kurtardığı kişinin kardeşi Ruth’a âşık olduğunu düşünür ve hayatını onlara göre şekillendirmeye çalışır. Kitap bu olaylardan sonra başlıyor ve biz Martin’in çabalarını okuyoruz. Kitapta bolca eleştiri bulunuyor burjuva yönetimine, çalışma koşullarına, popüler kültüre ve zenginliğe. Kitabın vermek istediği mesaj her ne kadar doğru olsa da Martin kendi dışındakileri suçlarken aslında aynı şeyleri kendi de yapıyordu ve bunu ısrarla kabul etmiyordu ama bence unuttuğu bir şey vardı ki insanlar her ne kadar farklı gibi görünseler de hepsinin hamuru aynıdır. Kendisi de aslında Ruth’a değil asla sahip olamayacağını düşündüğü bir ideale ve hayat koşullarına âşık olmuştu. Ruth da aynı şekilde bu zamana kadar bir erkek tarafından tam olarak sevilmediği için kendisine bu kadar açık bir şekilde ilgi gösteren karşı cinsin bu ilgisine âşık olmuştu. Başından beri bunu düşündüm ve sonunda düşüncemin ne kadar doğru olduğunu görmüş oldum. Kitabın sonunu da tahmin ediyordum çünkü hayatını tek
Edebiyat
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025134,7bin okunma
10/10
·240 syf.··
2020 51. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 01 Kasım 2020 00:44
Hemen sıcağı sıcağına yazmak istiyorum çünkü sinirliyim. Kitap çok güzel ve akıcı olmasına rağmen beni rahatsız eden bir şey var ki okurken acayip sinirlendim. Okuduysanız Atsız’ın Ruh Adam kitabındaki Selim Pusat karakterini hatırlarsınız. Tıpkı o kitapta olduğu gibi Deli Kurt kitabında da evli bir adamın delicesine ve hastalıklı bir şekilde başka bir kadına aşık olduğunu görüyoruz. Atsız bunu neden yapıyor, anlamış değilim ama benim sinirimi çok bozdu. Evet, kitaplar kurgu gereği fantastik ve epik öğeler içeriyor ama bu bence çok başka bir konu. Zaten bu sıra aşkla ilgili şeyler okumaktan hiç hazzetmiyorum bir de işin içine böyle çirkin bir şekilde aşk koyulunca hepten sinir oluyorum. Kitabın sonunda ise iyi oldu diye düşünmem umarım beni kalpsiz birisi yapmaz çünkü Murad’a acayip gıcık oldum. Bence zaten hiçbir şeyi hak etmiyordu. En sevdiğim karakter daha ilk sayfalardan itibaren Çakır oldu. Kitap su gibi akıp gidiyor. Okurken çok keyif aldım. Gökçen ve Murad hariç bütün karakterleri çok sevdim. Kitapta yine Atsız’ın Ruh Adam’da değindiği gibi meçhul bir şehzade var ve olaylar öyle başlıyor. Okuyun, tavsiye ederim ben çok sevdim dediğim gibi sevmediğim tek bir yönü var onu da açıkladım ama benim favori Atsız kitabım her zaman Bozkurtlar olacak :)
Deli KurtHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 202019,6bin okunma
9/10
·480 syf.··
2020 50. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 18 Ekim 2020 21:14
Kitabı sevdim evet ama kitap okurken beni biraz yordu. Düşündüğümden çok daha uzun bir sürede bitirdim çünkü beklediğimden yavaş ilerleyen bir konusu vardı. Günlük hayattan bir kesit sunmuştu yazar bize, öyle meraktan sayfaları nasıl çevirdiğinizi bilmediğiniz bir kitap değil ama dili çok naif ve ruh tahlilleri mükemmeldi. Son 100 sayfası bana kitabı gerçekten sevdirdi, pek umudum yoktu ama kitap tam da benim düşündüğüm ve istediğim gibi bitti. Daha okurken kimin kiminle evleneceğini çoktan tahmin etmiştim, olanlara çok şaşırmadım. Kitapta favorim kesinlikle George Knightley’di. Emma’ya bazen çok sinir oldum. İşleri olması gerektiğinden çok daha karışık bir hale getirmiş. Okunması gereken bir klasik, öneririm evet ama ilk okuyacağınız Jane Austen kitabı bu olmasın bence. Yazarın diline alışmak için önce Aşk ve Gurur okunabilir. Çünkü bu kitap güzel olmasına karşın durağan ve yavaş ilerleyen bir kitap. Ben çok sevdim, yazarın en sevdiği kitabı buymuş, galiba yaptığı ruh tahlilleri ve kişilik çözümlerini beğendiği için olsa gerek diye düşünüyorum.
EmmaJane Austen · Can Yayınları · 201814,1bin okunma
Reklam