1422- Ebû Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre muhacirlerin fakirleri Rasulullah (s.a.v.)'e geldiler ve:
"Zenginler yüksek derecelere ve ebedî nimetlere nail oldular." dediler. Rasulullah (s.a.v.):
"Hayrola, o da ne?" diye sordu.
"Onlar bizim gibi namaz kılıyor ve bizim gibi oruç tutuyorlar. Ayrıca sadaka veriyorlar ve köle azad ediyorlar. Ama biz onlar gibi sadaka veremiyoruz ve köle azad edemiyoruz." dediler. Bunun üzerine Rasulullah (s.a.v.):
"Size, sizden önce gidenlere yetişeceğiniz ve sizden sonrakileri geride bırakacağınız, bu sebeple de sizin gibi yapanlar müstesna sizden daha üstün kimsenin kalmayacağı bir şeyi öğreteyim mi?" buyurdu.
"Evet, ya Rasulallah." dediler.
"Her namazın sonunda otuz üç kere Tesbih, (otuz üç kere) Tahmid, (otuz üç kere) de Tekbir getirin." buyurdu.
Ebû Hureyre'den rivayet eden Ebû Salih şöyle diyor:
"Onların nasıl zikredileceği sorulunca da şöyle buyurdu:
"Kişi her biri otuz üçer adet olmak üzere Sübhânellah, El Hamdülillah ve Allahu Ekber, der."
Müslim'in rivayetinde şu ilave de vardır:
"Muhacirlerin fakirleri Rasulullah (s.a.v.)'e tekrar müracaat ettiler, "Zengin olan kardeşlerimiz bunu işittiler de aynısını işlemeye başladılar." dediler. Bunun üzerine Rasulullah (s.a.v.):
"Bu, Allah'ın dilediğine verdiği fazlıdır." buyurdu.
"Müslüman erkekler ve Müslüman kadınlar, mümin erkekler ve mümin kadınlar, taata devam eden erkekler ve taata devam eden kadınlar, sadık erkekler ve sadık kadınlar, sabreden erkekler ve sabreden kadınlar, mütevazi erkekler ve mütevazi kadınlar, sadaka veren erkekler ve sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkekler ve oruç tutan kadınlar, ırzlarını koruyan erkekler ve ırzlarını koruyan kadınlar Allah'ı çok zikreden erkekler ve çok zikreden kadınlar; işte Allah, bunlar için bir mağfiret ve büyük bir mükafat hazırlamıştır."
1409-Ebû Muhammed Ka'b b. Ucre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir:
"Bir gün Rasulullah (s.a.v.) yanımıza geldi.
"Ya Rasulallah! Sana nasıl selâm vereceğimizi biliyoruz. (Ama nasıl salavat getireceğimizi bilmiyoruz.) Sana nasıl salavat getirelim?" diye sorduk. Şöyle buyurdu:
"Şöyle deyin:Allahumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed kemâ salleyte alâ âli İbrahîme inneke Hamîdun Mecîd.Allahumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed kemâ bârekte alâ âli İbrahîme inneke Hamîdun Mecîd:"Allah'ım, İbrahimin âline rahmet ettiğin gibi Muhammede ve âline rahmet et. Şüphesiz ki Sen övülensin ve yücesin. Allah'ım, İbrahimin âline bereket ihsan ettiğin gibi Muhammede ve âline bereket ihsan et. Şüphesiz ki sen övülensin ve yücesin."