Zeylim

Zeylim
“Çiçek daha taze kalır senin elinde dalda olduğundan.”
Evet, şefkat, "rahmet-i İlâhiyye'nin en lâtif, en güzel, en hoş, en şirin cilverindendir." Şefkatin en şirini de evlada karşı duyulanıdır. Çocuk ise, Cenab-ı Hakk'ın, anne babaya muvakkaten teslim edilmiş bir emanetidir.
Sayfa 791·Kitabı okudu
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Size, insanların en hayırlısını ve en şerlisini haber vereyim mi? "İnsanların hayırlısı, atının veya devesinin sırtında ya da iki ayağı üzerinde, son nefesine kadar Allah yolunda çalışan kimsedir! İnsanların en şerlisi de, Allah'ın kitabını okuyup ondan hiç faydalanmayan azgın kimsedir! "İyi biliniz ki sözlerin en doğrusu Allah'ın kitabıdır; yapışılacak en sağlam halka, takva kelimesidir; dinlerin hayırlısı, İslamiyettir; sünnetlerin hayırlısı, Muhammed'in sünnetleridir; sözlerin şereflisi, zikrullahtır; kıssaların güzeli, Kur'an'da olan kıssalardır; amellerin hayırlısı, Allah'ın yapılmasını mecbur kıldığı farzlardır; amellerin kötüsü, bid'atler, sonradan ihdas edilmiş [hoş olmayan] şeylerdir; en güzel yol, güzel yaşayış, Peygamberin yolu ve yaşayışıdır; ölümlerin şereflisi, şehitlerin ölümüdür; körlüğün körü, doğru yolu bulduktan sonra dalâlete sapmaktır; amellerin hayırlısı, faydalı olanıdır; doğru yolun hayırlısı, kendisine uyulandır; körlüğün kötüsü, kalp körlüğüdür; üst el, alt elden (veren el, alan elden) hayırlıdır; az olup yetişen şey, çok olup Allah'a taatten alıkoyandan hayırlıdır; özür dilemenin en fenası, ölüm gelip çattığı zamankidir; pişmanlığın kötüsü, kıyamet günündekidir; yanlışları en çok olan, dili en çok yalan söyleyendir; zenginliğin hayırlısı, gönül zenginliğidir; hikmetin başı, mehafetullahtır [Allah korkusudur]; şarap, içki, günahların her çeşidini bir araya toplayandır; gençlik, delilikten bir bölümdür; kazançların kötüsü, faiz kazancıdır; yemelerin kötüsü, yetim malı yemektir; mesut kişi, başkasının halinden ders ve ibret alandır; amellerde esas olan, neticeleridir; düşüncelerin kötüsü, yalan, yanlış düşüncelerdir; mü'mine sövmek, günah işlemektir ve dinî emirlere hürmetsizliktir; mü'mini öldürmek küfürdür; mü'minin etini yemek (dedikodu ve
Sayfa 765·Kitabı okudu
Şükür ve İhlâs
Mü'minin vazifesi, kâinatta en büyük ve en yüksek hakikat olan imanı elde etmiş olmasından dolayı, Cenab-ı Hakk'a şükür ve hamddır. Bunun dışında imanına mukabil hiçbir maddî mânevî menfaat beklememeli, hatta kalben arzu etmemelidir. Zira, iman nimetine kavuşmanın ve Müslümanlık şerefiyle şereflenmenin karşılığı olarak verilecek mükâfat uhrevîdir. Ancak o âlemde Cenab-ı Hak, fazl ve keremi ile bu eşsiz mükâfatı ihsan eder. İman ve Kur'an'a âit hizmetlerin sevab ve mükafatları da uhrevîdir, ahirette verilir. Binaenaleyh, hem iman edip Müslüman olan, hem de Kur'an'a ve İslamiyete hizmet eden Müslüman, bu hizmetlerinden dolayı dünyevî bir mükâfat ve menfaat beklememelidir. Bekleyip kalben arzu ettiği takdirde dindeki ihlasını kaybetmiş sayılır. İhlâsın zâyî olması ise, ibadetlerin makbuliyet sırrını ortadan kaldırır; Allah korusun, insanı mânen müflis duruma sokabilir. Bunun yanında, iman ve Kur'an'a hizmet eden bir insan, istemediği ve kalben arzu etmediği halde maddî bir mükâfata bu hizmetinden dolayı nail olsa, bunu Cenab-ı Hakk'ın kendisine bir ihsanı bilip verenlerin minneti altına girmemelidir; ayrıca "Bu maddî menfaat ve ücret dinî hizmetimden dolayı veriliyor" hissine de kapılmamalıdır.
Sayfa 743·Kitabı okudu
İlk Kısas Hükmü
Taif Seferi esnasında idi. Peygamber Efendimize Benî Leyslerden bir adam getirildi. Bu adam, Hüzeyllerden birini haksız yere öldürmüştü. İki taraf, Resûl-i Ekrem Efendimizin huzurunda iddialarını sıralayıp savunmalarını yaptılar. Sonunda Peygamber Efendimiz, öldürülen adama karşılık, katilin de öldürülmesine hüküm verdi. Hüküm infaz edildi. Bu, İslam'da kısasla neticelenen ilk kan davası idi.
Sayfa 735·Kitabı okudu
Süraka der ki: "Resûlullah'a, 'Yâ Resûlallah! Kendi develerim için doldurduğum havuzlarımın başını yitirilmiş develer sararlar. Havuzumdan onları sulasam, bana ecir ve sevab var mıdır?' diye sordum. Resûlullah (a.s.m.), 'Evet... Her ciğeri olanı sulamakta, insana ecir ve sevab vardır' buyurdu.
Sayfa 718·Kitabı okudu