Okurken hep bir geç kalmışlık duygusu yaratan kitaplar vardır. Öyle bir kitap Esir Şehrin İnsanları...
Kitap, Kemal Tahir'in okuduğum ilk eseri oldu ve kesinlikle fazlasıyla tatmin ettiğini söyleyebilirim. Bu zamana kadar Kemal Tahir'in herhangi bir romanını okumadığıma gerçekten üzüldüm ve serinin devamını ,hemen olmasa bile, gerçekten tamamlama ihtiyacım olduğunu hissediyorum.
Kitaba gelecek olursak kitabın isminden de malum olduğu üzere roman bir ''esir şehir''de geçiyor. Bu esir şehir belki de milletçe en acınası olduğumuz zamanlar olan Mütakere yıllarının İstanbul'u. O İstanbul ki bir millet her şeyini kaybederken teslim olmuş ve teslim olmaktan başka çaresi olmadığını düşünen bir insanlar güruhu. Tıpkı Tevfik Fikret'in ''Sis'' şiirindeki İstanbul. Tıpkı Yakup Kadri'nin İstanbul'u Tanrı tarafından yaptıklarından dolayı yeryüzünden sildiği ve bu ismi İstanbul'a yakıştırdığı ''Sodom ve Gomore''si. Yani tam bir çözülüş ve çöküş devri. At izinin it izine karıştığı, ''Ali Kemal'' gibi şahsiyetlerin İngiliz mandasını kabul edilmesi gerektiğini ''Peyam Sabah'' gazetesinde ısrarla halka bildirdiği, subayların ve zengin kişilerin konumlarını korumak için İtilaf güçleriyle haşır neşir olduğu bir çağ. Kemal Tahir, Türk Edebiyatı’nın üretken romancılarından birisidir. İnsan ve toplumu anlamaya ve anlatmaya çalışan bir çizgisi vardır. Esir Şehrin İnsanları kitabında da bu çizgi görülür. Esir Şehrin İnsanları, üçlemenin ilk kitabıdır. İkinci kitap Esir Şehrin Mahpusu ve üçüncü kitap ise Yol Ayrımı’dır. İlk kitapta yazar, bizi İstanbul’un işgal edildiği, Anadolu’nun ise Kurtuluş Savaşı icra ettiği döneme götürür. İşgal altındaki İstanbul halkını, onların işgale karşı tutumunu mercek altına almasının yanı sıra Anadolu’dan gelen zaman zaman umutlu, zaman zaman çileli haberler