Zeynep

Zeynep
@Zeynep0124
Dünyâ ne kadar kalabalık.. Ve insan, ne kadar tenhâ.
Lisan-ı Hâl İle İlgili İbretlik Bir Hikâye
Sa'di Şîrâzî' nin Gülistan kitabında geçen bir rivayete göre, bir gün adamın biri kerpiçten bir ev yapar ve evin karşısına geçerek, "Yıkılacağın zaman bana söyle ki hanımımı, çocuğumu içinden çıkarayım, altında kalmayalım." der. Ev, "Tamam söyleyeceğim" deyip söz verir ve bu şekilde anlaşırlar. Bir gün evin duvarında bir yarık oluşur. Adam bir avuç çamur alır, yarılan yere sürer. Bir süre sonra duvarda bir yarık daha açılır. Adam, yine çamur sürer ve bu böylece devam eder. Sonunda ev dayanamaz, yıkılır. Adamın ne sevdikleri ne de malı mülkü kalır. Bunun üzerine adam eve, "Biz seninle böyle mi anlaştık? Hani yıkılmadan bana söyleyecektin?" diye sorunca, ev "Ben lisan-ı hâl ile söyledim ama her söylediğinde bir avuç çamurla ağzımı kapattın. Ben daha ne diyeyim." diye ibretlik bir cevap verir.
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
Hani bir kitap okursunuz da bazen aynı sayfayı defalarca okumanıza rağmen tek kelimesini anlamadığınızı fark eder, kenara bırakırsınız ya öyle bir yılgınlık benimki...
Maddi hastalık, insanı manevi ve ebedi hastalıklardan kurtarıyorsa, o hastalık değil; ilacın ta kendisidir.
Dünyadan lezzet almanın sırrı, dünyanın rahat yeri değil, meşakkat yeri olduğunu kabullenmektir. Hayatın rahatı buradan geçer.
Hastalık Allah'ın sevdiği kollarıyla hususi ilgilenmesidir. Bunu Allah'ın kimlere hiç hastalık vermeyip kimlere sürekli hastalık verdiğine bakarak daha iyi anlarız.