Zeynep

Ey Yolcu! Hayret vadisinde bazen şuna şahit olabilirsin: Bir kimse ki İhsan ve lütuf yolunun nezaketi ile Allah'a yönelmez, bakarsın o kişi mihnet ve imtihan zincirleri ile O'na doğru çekilir. Lütfunda hoş, kahrın da hoş demesini öğren.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Abdülhamid Han hadiselere bulaşmayan Ermenilere devletin asırlardır benimsediği muamele doğrultusunda davranıyordu. Kendisinin hassa gelirlerini idare eden şahıs Ermeni Agop Paşa idi. Sultan Abdülhamit 1884 yılında Maliye Nazırlığını da vekaleten Agop Paşa'ya verecekti. Agop Paşa, kendisine çift maaş verilmesi gündeme geldiğinde "tasarruf programına uygun düşmüyor" diyerek bunu reddedecekti.
Ermeni Meselesi
Ermeni meselesi, önce Rusya tarafından Doğu Anadolu üzerinden İskenderun ve Basra körfezleri'ne inmenin bir vasıtası olarak kullanıldı. Ardından İngiltere'nin -Rusya'nın bu politikasını önlemek uğruna- Doğu Anadolu'da kendi nüfusunda bir Ermeni devleti kurma projesine sarılmasıyla daha da hız kazandı.
millet-i sadıka
Ermeniler, Osmanlı idaresinde tarihlerinin hiçbir döneminde sahip olmadıkları hak ve imkanlara kavuşmuşlardı. Nitekim kendileri de bu duruma kayıtsız kalmamışlar ve Osmanlı tebaası arasında en uyumlu unsuru teşkil etmişlerdi Hatta bu sebeple "millet-i sadıka" olarak adlandırılmışlardı.
İstihbarat-ı Meczubiye
II. Abdülhamit Han'ın belki de en rahat haber alma kaynaklarından biri de İstihbarat-ı Meczubiye birimi idi. Zira bu birimin mensupları halk arasında "meczup" diye tabir edilen, garip kılık kıyafetli kimselerdi. Bunlar kimi zaman halk tarafından evliya, ermiş,deli,aklını yitirmiş, dilenci, sefil Dervişler olarak adlandırılırlardı. İnsanların dikkatlerini çekmezlerdi. Bu vaziyet onların istihbarat toplama anlamında mühim bir avantaj elde etmelerine vesile oluyordu.