Ölen genç kadınlar vardı fakat hayat devam ediyordu. Dünyanın düzeni böyleydi, en azından erkeklere göre. Sanki herhangi bir insanın öldürülmeyi hak etmesi için bir sebep olabilirmiş gibi
Bir insana güvenmek ile inanmak arasında ince bir çizgi vardı. Şüphe, zihne yerleştiğinde güven yavaş yavaş uzaklaşır ve kaybolur. Bir insana güvenmeseniz de onunla yaşamaya devam edebilirdiniz. Fakat inanç, sihir gibiydi. Gönülden bağlanıp koşulsuz kabul ettiğiniz insan, karşınıza geçip size doğruları söyleyip canınızı yakmak istese bile ona inanmazdınız. Gözünüze, kalbinizi bir perde iner, sanki bir büyü altındaymış gibi ona inancınız bitmezdi.
Hayat böyleydi. En yakın olduğunuz insanların tek bir cümlesiyle aranıza uçurumlar girerdi. Bazıları da sadece sizden uzaklaşıp aranıza mesafe koymak yerine sizi o uçurumdan aşağıya iterdi. Yukarıdan parçalara ayrılışınızı izlerdi.