Dünya bir köprüdür. Muhyiddin-i Arabi, “Köprülerin üstüne ev kurulmaz” der. Kişi misafirliğini anlar, gerçek görevi olan kulluğa yönelirse, aşırı önemsediğinde onu yutmaya başlayan dünyanın sıkıntılı işleri, onları hafife alması sayesinde yoluna girmeye başlar.
Rilke, tamamlanmayı bekleyen işler misali, “Bitirilecek ne kadar çok acı var!” demiş. İnsanın kaderinde, ilahi düzlemde, hangi musibetleri yaşayacağı kayıtlıdır. Bu musibetlerden biriyle karşılaşan insan, dünya görev listesindeki bir işin daha düşmek üzere olduğuna sevinmelidir.
Rızkı, herkesin midesinin büyüklüğüyle sınırlıdır. Bu noktada zenginin de fakirin de sınırı birkaç tabak yemekten ileriye gidemez. Üstelik fakirin kuru ekmekten aldığı lezzeti, zenginler alışkanlığın verdiği öğütücülükle en pahalı yemeklerde dahi bulamazlar. Şadi ne güzel söyler: “On derviş bir kilimde uyurken, iki padişah bir dünyaya sığmaz.”