Elde etmek uğruna elinden geleni yaptığı her şeyin insana yararlı olacağının garantisi yoktur. “İlla” deyip arkasına düşülen konuların bazıları insanı dünyada felakete, ahiretteyse cehenneme sürükleyecek niteliktedir.
Hyperion ağacının 115, Helios ağacının 114, Icarus ağacının 113 metre boyunda olması, topraktaki suyun herhangi bir makine olmaksızın, köklerden en üstteki yapraklara, dünyada boru teknolojisi bakımından henüz üretilmemiş küçüklükte kılcal damarlar tarafından çıkarılabilmesine engel değildir. Bilimin erişemediği bu görünmez teknolojinin kaynağı nedir? Çağrışım yapmışken Arif Nihat Asya’nın hayretine de kulak verelim: “Durup ibretle baktık / Dedik: Biz ikisini zor idare ederken/ Kırk ayağını birden/ Nasıl idare eder bu zavallı yaratık? “
Nasıl yaşadığıma gelince, sizin kendi yaşamınızda yarıda bıraktığınız şeyleri ben sonuna kadar götürdüm. Üstelik siz ödlekliğinizi ölçülü davranış sayarak kendi kendinizi aldatıp avunuyorsunuz. Bu duruma göre, ben sizden daha canlı bir insan olmuyor muyum?
Anlatacaklarımı burada bitirmek en iyisi değil mi? Bana öyle geliyor ki, notlara başlamakla zaten bir kusur işledim. Hiç olmazsa bu ‘öyküyü’ yazdığım sürece utancımdan yerin dibine geçtim. Şu halde benimki edebiyatla uğraşmak değil, suçumun kefaretini ödemek oldu.