Hatirazurde, Canım Aliye, Ruhum Filiz'i inceledi.
 6 saat önce · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Etrafın seni sıktığı zaman kitap oku ..Ben şimdiye kadar her şeyden çok kitaplarımı severdim. Bundan sonra her şeyden çok seni seveceğim ve kitaplari beraber sevecegiz... Mektubun sadece bir kısmı .. duygularımın vücut bulmuş hali işte bu mektuplar. Hepsinu yazmak , paylaşmak isteği içindeyim ancak bu dahi fazla .. sabr .. şayet o gün gelirse heybemde onun icin söyleyeceğim çok sözüm yok sadece şudur söyleyeceğim ;
'Seni kitap koklar gibi seviyorum. Buna eminim çünkü ben çok sahaflar gezdim sana kavuşmak için '..

Çigdem, Yusuf ile Zuleyha'yı inceledi.
6 saat önce · Kitabı okudu · 9 günde

Hep bildiğimiz , ama okudukça daha da güzelleşen Yusuf ile Züleyha ... Nazan Bekiroğlu'nun üslubu neredeyse tüm kitaplarını sıkılmadan okutuyor.Asla yazmak için yazmıyor, bazı yazarlar vardır yazmak için değil de anlaşılmamak için yazarlar Nazan Bekiroglu da bu yazarların piridir. Ama Bu kitapta sanki belli bir noktadan itibaren hızlandırılmış versiyona geçmiş gibi hissettim kendimi. Buna rağmen yazarın dili, kurduğu cümleler her şey çok güzeldi kitabın hacmi konusuna göre hafif gibi görünsede zaten Yusuf as ile Züleyha kıssasında mütefessirler bile uzun uzadiya yazamamışlardır. Cünkü ağırdır ama Nazan Bekiroğlunun kaleminin tadını bir kez tadan daha da vazgeçemiyor :) Altını çizerek kitap okumayı sevenler alın ve okuyun derim. Hem ebedi, hem şiirsel, aşk dolu ...

causa sui, bir alıntı ekledi.
7 saat önce

Olası Ölüm - Deneyim Sözcüğü
‘’Yapıt kendisini ona adayan kişiyi olanaksızlığına direndiği noktaya doğru çeker. Bunda, o bir deneyimdir, ama bu sözcük ne demektir? Malte'nin bir bölümünde, Rilke şunu söyler: ‘dizeler duygular değildir, deneyimlerdir. Bir tek dize yazmak için, çok şehirler, insanlar ve nesneler görmüş olmak gerekir...‘ Yine de Rilke şiirin varsıl, yaşayabilecek ve yaşamış olabilecek bir kişiliğin anlatımı olduğunu söylemek istemez. Anılar gereklidir, ama unutulmuş olmak için, bu unutmada, derin bir dönüşümün sessizliğinde, sonunda bir sözcük, bir dizenin ilk sözcüğü doğsun diye. Deneyim burada şu anlama gelir: Varlıkla ilişki bu ilişkide insanın yenilenmesi - bir sınama, ama belirsiz kalan.’’

Yazınsal Uzam, Maurice BlanchotYazınsal Uzam, Maurice Blanchot
Kübra A., Cemile'yi inceledi.
8 saat önce · Kitabı okudu · 1 günde · 6/10 puan

Bir adet Oynak Cemile
Bir adet Acıma Yakarım Daryan
Bir adet Tüm Hikaye Boyunca İlahi Bakış Açısıyla Bunların Yanında Takılan 14'lük Geleceğin Ressamı

Şimdi buraya oynak yerine başka bir kelime yazardım da nasıl olsa emojilerle ciddiyeti delinen sitemize o tür kelimeleri de ''rahat rahat'' yazdığımız günler gelir, o zaman yazarız, rahatlık önemli. Biz ki kelimelerle gülemediğimiz ve öfkelenemediğimiz, daha doğrusu, kendimizi ifade etmeye üşendiğimiz için ilk çağlara dönüp mağara yaşantısı zamanındaki yazılara öykünüp, emojileri bulmuş bir çağın kutlu insanlarıyız! Artık çivilere de gerek yok üstelik! Tık, bitti. Hatta artık dokunurken tık da demiyor telefonlar, öyle bir muhteşem çağ. Konu dağılmadan Jemiile'ye dönelim.

Bu kitap Cengiz Aytmatov ile tanışma kitabım oldu, uzun zamandır merak ediyordum. Bu aralar pek vaktim olmasa da inceliğine dayanarak etkinlik sayesinde okumaya niyet ettiğim ve iyi ki okuduğum bir kitap oldu. Aytmatov'un dilini çok sevdim. Su gibi, tertemiz aktı gitti kitap. Burada çevirmen Refik Özdek'i de anmak gerek, onun için de Değerli Ayşe Y. ablama teşekkür ederim. Onun siteye yazdığı yorumlarla, Refik Özdek'i tercih ettim, çok da güzel oldu. Üslup, istediği duyguyu verme benim için tam tadındaydı. Kendime kitap almama sözü verdiğim için bu senelik Aytmatov maceramız burada noktalanıyor. Seneye Ötüken Neşriyat sitesinde %40 indirim yapana kadar bekleyeceğim. O vakit beni annem bile durduramaz, o ki kitaplarımdan bıkan kadın, ama bundan da gurur duyan klasik huysuz ve tatlı kadın ve terlikli kadın.

Bundan sonrası sürpriz bozan içeriyor. (Tatar Ramazan'ı anasım geldi.)

Şimdi Jemiiile'ye gelelim. Hikaye savaşta olan Özbekistan mı Kırgızistan mı anlamadığım bir yerde, köydeki erkeklerin cepheye gittiği, kadınların erkek işlerini yapmak zorunda kaldığı bir zamanda geçiyor. Cemile, köyün genç, güzel mi güzel, işveli cilveli, oynak gelinlerinden biridir. Ama oynaklık olsun diye değil, sadece rahat biri. Sadık, cepheden gönderdiği mektuplarda, karısına ancak bir selam yazabilen, ama köyün adetlerinden ötürü daha fazlasını yazamayan, Cemile'nin kocasıdır. Şimdi burada adetleri sorgulayacağım: Kitabın ilerleyen kısımlarında birkaç asker köyün oralardan geçiyordu ve köyün kızları ile sanki avratlarıymış gibi şakalı şukalı hareketlerde konuşmalarda bulundular. Bunu köyün yaşlıları neşeyle izledi. Bu ayıp ve saçma değil de, bir kocanın karısına mektup yazması ya da yazdığı mektuba bundan sonrasını karım okusun diyerek birkaç hasret cümlesi iliştirmesi mi ayıp? O askerlerle Cemile, bir güzel fingirdedi. Öpücük verdi falan, ''Sen hayırdır kız?'' Ben böyle saçmalık görmedim, bu nasıl iştir. Bırak böyle cilveli boğuşmalar, dereye atmalar, öpücük!!!! vermeler falan, elin adamı gelecek, köy yerinde bir kıza şöyle bir bakacak, onun gözünü oyarlar gözünü, oymalı da zaten. Bu kısmın gerçekliğini bir sorguladım. Yani o devirde ya da herhangi bir devirde böyle bir serbestlik mümkün mü? Bunu merak ettim.

Cemile... İlk sayfalardan itibaren, farklı kişiliği ile dikkat çeken, herkese karşı çok rahat bir kızdı. O kadar sağa sola kahkalar atarsan, eninde sonunda herkesin gönlü düşer. Bu bir gerçek. Bir de ne bileyim, en sonlara doğru ''Samanlıktan kaldıramadım samanı da Zühtü'' yani, samanı güzel kaldırdılar.

Peki o 14'lük? Ona ne demeli? 14'lük dediğime bakmayın, çocuğun sadece 15 yaşından küçük olduğu belirtilmiş o kadar. Ben böyle yazmak istedim. 14'lük deyince tabanca gibi oluyor. :) En sonunda kurşunu adres sormadan Sadık yedi.

Hasılı kelam, tabancalar patlarken, Jemile kız koşarken, türküler eşliğinde gönülde saman havalandı. Olmaması gereken şeyler oldu. Onaylamadık ama yapacak bir şey yok. Davulcular zihnimi delerken, incelemenin sonuna gelmiş bulunuyorum. Bu ay artık bir şey yazmam diyordum ama tutamadım kendimi, hayırlı sahurlar. :)

@Pesa, Alemdağ'da Var Bir Yılan'ı inceledi.
8 saat önce · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · Puan vermedi

Merhaba sevgili okurlar. Öncelikle, uzun zamandır okumayı düşündüğüm Alemdağ'da Var Bir Yılan kitabını okumama vesile olan https://beta.1000kitap.com/gingerbread ve https://beta.1000kitap.com/AkakiAkakiyevic a teşekkür ederek yazıma başlamak istiyorum.

İlk önce size kitabı nasıl elde ettiğimi yazayım. Bir gün sitede dolaşırken bir kitap hediyesi çekilişi gördüm. Sevgili https://beta.1000kitap.com/Aczbirisi "Alemdağ'da Var Bir Yılan" kitabını hediye ediyordu. Normalde pek katılmam bu tür etkinliklere ama Sait Faik'in bu kitabını okumak istiyordum. Neden olmasın, dedim ve katıldım. Kitap bana çıktı. Çok mutlu oldum. Kendisine tekrar teşekkür ederim.

Kitabı çok istiyordum, çünkü; Sait Faik deyince aklıma ortaokul yıllarım geliyor. Türkçe öğretmenim, bize okuma alışkanlığı kazandırmak için Sait Faik'i anlatmıştı. Bilirsiniz. Hani şu malum hikaye: Sait Faik'in Seçme Hikayeler kitabındaki, "Haritada Bir Nokta" adlı hikayesinde geçer. Hikayenin sonunda şöyle yazar: "Söz vermiştim kendi kendime. Yazı bile yazmayacaktım. Yazı yazmak da bir hırstan başka ne idi? Burada namuslu insanlar arasında sakin ölümü bekleyecektim. Hırs, hiddet neme gerekti? Yapamadım. Koştum tütüncüye, kalem kağıt aldım. Oturdum. Adanın tenha yollarında gezerken canım sıkılırsa küçük değnekler yontmak için cebimde taşıdığım çakımı çıkardım. Kalemi yonttum. Yonttuktan sonra tuttum öptüm. Yazmasam deli olacaktım."

Öğretmenim bu hikayeyi anlattığında içim yazmak ve okumak aşkıyla dolup taşmıştı. (Yalnız, öğretmenim de öyle tutkulu, öyle yaşayarak anlatırdı ki; sanırsınız Sait Faik mezarından kalkmış gelmiş kendini anlatıyor. Kendisi bana şiiri de sevdirmiştir. Ahmed Arif'i, Cahit Sıtkı'yı, Orhan Veli'yi, Atilla İlhan'ı ve daha nicelerini onun sayesinde tanıdım ve sevdim. Her ders mutlaka bir şiir okuyarak başlardı derse. Türkçe derslerini iple çekerdim. Edebiyata olan merakım buradan gelir.)

Bu hevesle ben de yazayım dedim. Bir şeyler karalamaya başlamıştım. İlk yazdığımda, sanki şaheser yazmışım gibi mutlu olmuştum. Bir ay sonra yazdıklarımı tekrar okuyunca "Bunları mı yazmışım?" deyip, yırtıp, çöpe atmıştım. Şimdi elimde hiçbir şey yok. Yazmayı da bıraktım. İleride belki tekrar denerim.

Kitaba döneyim. Alemdağ'da Var Bir Yılan, hepsi birbirinden güzel 17 hikayeden oluşuyor. Ben en çok; "Yalnızlığın Yarattığı İnsan", "Dülger Balığının Ölümü", "Kafa ve Şişe" ve "Yılan Uykusu" hikayelerini beğendim. Sait Faik yine; denizi, maviyi, balıkları, ağaçları, yeşili, bulutu, yalnızlığı ve sevgiyi kendine has üslubuyla yazmış. Günlük hayatımızda sadece bakıp geçtiğimiz, önem vermediğimiz ayrıntıları görmüş, görmemizi sağlamış, anlatmış. Tadına doyamadım.

Herkesin kitaplığında olması gereken bir kitap. "Yazmasam deli olacaktım." diyen yazarın kitabı. İyi ki yazmış.

Derya (Bahir) DENİZ, bir alıntı ekledi.
8 saat önce · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

Yazmak istiyorum. Ama her zaman yaşamın günlük hareketliliklerini yeğliyorum, caddelere çıkmak, doymak bilmediğim sokaklara bakmak, yeni köşeler keşfetmek, yabancı insanları seyretmek, doyumsuz yaşamı gözlerimden yüreğime indirmek istiyorum...

Çocukluğun Soğuk Geceleri, Tezer Özlü (Sayfa 33)Çocukluğun Soğuk Geceleri, Tezer Özlü (Sayfa 33)
Betül Deniz, bir alıntı ekledi.
 9 saat önce · Kitabı okudu · Puan vermedi

'Ölmek istedim, dirilttiniz. Ben Bütün bunların dışındayım."
Sizin düzeninizle, akıl anlayışınızla, namus anlayışınızla, başarı anlayışınızla, hiç bağdaşan yönüm yok. Aranızda dolaşmak için giyiniyorum, hem de iyi giyiniyorum, iyi giyinene iyi yer verdiğiniz için. Aranızda dolaşmak için çalışıyorum, istediğimi çalışmama izin vermediğiniz için, içgüdülerimi hiçbir işte uygulamama izin vermediğiniz için. Hiçbir çaba harcamadan bunları yapabiliyorum. Bir şey yapıldı sanıyorsunuz. Yaşamım boyunca içimi kemirttiniz, evlerinizle, okullarınızla, işyerlerinizle, özel ya da resmi kuruluşlarınızla içimi kemirttiniz. Ölmek istedim, dirilttiniz. Yazı yazmak istedim, aç kalırsın dediniz. Aç kalmayı denedim serum verdiniz. Delirdim, kafama elektrik verdiniz. Hiç aile olmayacak insanla bir araya geldim, gene aile olduk. Ben bütün bunların dışındayım.

Yaşamın Ucuna Yolculuk, Tezer ÖzlüYaşamın Ucuna Yolculuk, Tezer Özlü
inci, bir alıntı ekledi.
10 saat önce

Gözlerin hep kör kalmayacak; sen kapıyı ara.
(Şeyh Attar)

Su Üstüne Yazı Yazmak, Muhyiddin Şekur (Sayfa 70 - İnsan)Su Üstüne Yazı Yazmak, Muhyiddin Şekur (Sayfa 70 - İnsan)
inci, bir alıntı ekledi.
 10 saat önce

Ne çok severim ...
Duha vaktine ve durgunlaşan geceye
andolsun ki,
Rabbi'n seni bırakmadı ve sana darılmadı.
(Duhâ: 3'den)

Su Üstüne Yazı Yazmak, Muhyiddin Şekur (Sayfa 68)Su Üstüne Yazı Yazmak, Muhyiddin Şekur (Sayfa 68)