Kader kimi zaman insanları, birbirleri için ne çok şey ifade ettiklerini anlasınlar diye ayırır; bazen de çok kıymetli zannettiği kişilerin aslında öyle olmadıklarını göstermek için onları kavuşturur.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Wimbledon tenis turnuvasının ilk siyahi şampiyonu Arthur Ashe, kan naklinden kaptığı hastalıktan dolayı ölüm döşeğindeyken, hayranlarından biri, Allah böylesine kötü bir hastalık için neden seni seçti? diye sorar. Arthur Ashe’nin cevabı şu olur: Tüm dünyada 50 milyon çocuk tenis oynamaya başlar, 5 milyonu tenis öğrenir, 500 bini profesyonel tenisçi olur, 50 bini yarışmalara girer, 5 bini büyük turnuvalara erişir, 50’si Wimbledon’a kadar gelir, 4’ü yarı finale, 2’si finale kalır. Elimde şampiyonluk kupasını tuttuğum zaman Allah’a “Neden ben?” diye hiç sormadım. Şimdi sancı çekerken, hangi yüzle “Neden ben?” diyebilirim.
Sevr mağarasında düşmanın soluklarının hissedildiği anda, fevkalade bir güven ve emniyet içinde: “Korkma, Allah bizimle beraberdir!” (Tevbe, 40) sözleri de bize bu gerçeği hatırlatır. Mehmet Akif Ersoy da İstiklal Marşı’nın ilk kelimesi olan “Korkma!”yı bu ayetin ilhamıyla yazmıştır.
İnsan dünyanın dönüşü hakkında nasıl kaygılı değilse, yerçekimi aniden yok olur diye nasıl telaşa düşmüyorsa, yarın gün doğar mı doğmaz mı diye, bu kıştan sonra bahar gelir mi gelmez mi diye nasıl endişelenmiyorsa, kendisi hakkında da aynı rahatlığa ermelidir.